Barzani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barzani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2017 Pazartesi

AKP'nin Irak Politikasına 11 Soru ve Nakavt


AKP'nin Irak Politikasına 11 Soru ve Nakavt

1) Bundan böyle muhatabımız Irak hükümetidir dediniz, bugüne kadar niye Irak'a ihanet edip IKYB ve Barzani'yi muhatap alıp Irak'ın üstünde tuttunuz, Barzani'nin defacto oluşumunu desteklediniz?

2) RTÜK, Barzani'nin kanalı Rudaw'ı TÜRKSAT'tan çıkarma kararı almış. Neden bugüne kadar Türksat'ta idi? Barzani bugün mü ihanet etti? Son Anayasa referandumunda Barzani "evet" için çalıştı mi?

3) Habur sınır kapısını niye kapatamıyoruz? İran'ın saatler içinde aldığı kararları Türkiye niye alamıyor?

4) Mersin Limanı ve çeşitli yerlerde bulunan Barzani'nin örtülü şirketlerine ihtiyadi tedbir konuldu mu, herhangi bir araştırma soruşturma var mı? MASAK'ın çalışması var mı, savcılıkta en ufak bir dosya var mı?

5) Terör örgütü PKK ile birlikte Barzani çay, şeker, mazot, sigara kaçakçılığından Türkiye üzerinden yılda kaç milyar TL kazanıyor?

6) Irak Devleti'nin ve Irak halkının hakkını çalan, Kerkük petrollerini satıp parasını sadece Kürtler için satan IKYB'nin petrolünü bugüne kadar neden sattık da bugün "vanayı kapatırız haaa" diyoruz. Bunca yıldır milyar dolarları kazandırdıktan sonra mı?

7) TSK artık peşmergeleri eğitmeyecekmiş. Barzani o peşmergelerden ne yapmayı planlıyordu, orduyu süs olsun diye mi oluşturuyordu? Barzani o ordu ve silahlı milisleriyle kaç Türkmen beyini, bürokratını, siyasetçisini şehit etti? Tapu ve nüfus daireleri yakılırken, Musul ve Kerkuk nüfus müdürleri suikastlerle öldürülürken, Türkmenler şehit edilirken, Türkmenler topraklarından vatanlarından sürgün edilirken TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin Barzani-PKK peşmergesini eğitmesi size normal mi geliyordu?

8) AKP Kongresi'ne davet ettiğiniz Mesut Barzani konuşma yaparken ve AKP'li salon "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye olanca gücüyle slogan atarken şehit Mehmetçiklerimizi hiç düşündünüz mü?

9) İktidara geldiğiniz yıllarda yani 2003 2005 yıllarında "postal öpücüsü" diye ağır hakaretler ettiğiniz Barzani'ye niye yıllar sonra "Kak(abi)" dediniz kırmızı halılarla devlet başkanı gibi karşıladınız ve sonra gene düşman ilan ediyorsunuz? Siz hep kandırılıyor musunuz?

10) Irak'taki oluşuma müdahale edilememesinin ve PKK ana karargahı Kandil'e harekât düzenlenememesinin nedeni ABD'nin "İZİN" vermemesi yada diplomatik ifadeyle "razı" olmaması mı?

11) Irak bu haldeyken ve ABD Suriye'deki apocu terör örgütlerine 3500 tır malzeme silah araç göndermiş olmasına rağmen "Dostum sayın Trump" denilebiliyor mu? Trump da sizi kandırıyor olmasın! NATO'dan çıkmayı düşünüyor musunuz?


TEVFiK BiR / 25 Eylül 2017

19 Mart 2017 Pazar

Türkiye ve Ortadoğu'da Yeni Sürprizler


Türkiye ve Ortadoğu’da Yeni Sürprizler

Mesut Barzani. Ortaçağ mollası görünümlü kripto Yahudi. “Müslümanmış, Yahudiymiş, bize ne” diyebilirsiniz ama o zaman da ikili ilişkilerdeki samimiyeti ve emperyal güçlere fikri teslimiyeti anlayamazsınız. Ayrıntıdır ama büyük ipucudur.

İsrail’in ortadoğudaki en büyük müttefiği ve baba Mustafa Barzani’nin “Şayet davamızda başarıya ulaşırsak ABD’nin 51. eyaleti olmaya hazırım” dediği, tasması ABD’de bir aile. Mustafa Barzani, emperyalist Küresel Sistem’in fikir babalarından ve ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’a oldukça yakın ve ona hayran bir isimdi.

Barzani’leri tanımak ve anlamak için (istihbarat raporlarıyla ve ilişkili olduğu ABD’li ve İsrailli istihbaratçıların isimleriyle) Yahudi Barzani ve Onun Küçük İsrail’i başıklı yazımı okuyabilirsiniz
http://tevfikbir.blogspot.com.tr/2013/03/bunlar-yazamazlar-seytan-firavun-ve_30.html

Bundan daha üç sene önce pkk yandaşları Türkiye’deki her yerde Apo posterleri açarken ve en başta “devletlu Tayyip Erdoğan” ve üst düzey AKP yöneticileri bunu “düşünce özgürlüğü” kapsamında değerlendirirken ve bu “özgür terörizme” tepki gösterenler de emniyet ve yargı güçleriyle derdest edilirken; bugün EVET’e giden yolda en milliyetçi şekilde ve MHP’nin genel başkanının da desteğiyle, Viyana kuşatması hissiyatıyla AB’nin kapılarına nefretle dayanılıyor, pkk’ya vuruluyor, HDP’liler içeri atılıyor.

Peki gerçekler böyle mi? Maskeli balomuzun ilerleyen saatlerinde ise işin renginin böyle olmadığı anlaşılıyor. Irak’taki ayrılıkçı Kürt eyaletinin başkanı Mesut Barzani ve partisi KDP (bu coğrafyada eyalet sistemi bölünüp parçalanmak demek olduğunu bizlere göstererek), 2017 yazında bağımsızlığını ilan edeceğini açıklarken, Türkiye’deki havalimanlarına ve Başbakanlığa Kürdistan bayrağının asılması, bağımsızlığını ilan edecek Kürdistan’ı tanıyacak ilk üç ülkeden birinin Türkiye olacağını ve bağımsızlığın ilanı sürecinde Türkiye iktidarı AKP ve Tayyip Erdoğan’ın son güçleriyle bu durumu destekleyeceğini (Irak’ın bölüneceğini) anladık.

15 yıllık iktidarı boyunca Kandil’e girmeyen ve Kandil canileri Karayılan ve Bayık’ı öldürmeyen; Türkmenler, Barzani KDP’si ve PKK tarafından soykırıma uğrarken sesini çıkarmayan iktidarın, önümüzdeki aylarda Türk ordusunu Irak’a sokarak "terörle mücadele pkk’yı temizleme" adı altında tam da Suriye-Irak sınırındaki Sincar (Şengal) ve çevre bölgelerde alan boşaltarak, Barzani Kürdistanına toprak yaratacağını görebiliyoruz. Kürdistan, Türkiye buna izin vermeden yada desteği olmadan asla kurulamaz! İzin süreci çoktan geçildi, ikinci aşamaya gelindi.

Barzani’nin aşireti ve etki ajanları vasıtasıyla Türkiye’nin güneydoğusunda Tayyip Erdoğan'a destek amacıyla EVET kampanyası yürüttüğü biliniyor. Mesut Barzani’nin “Kürdistan TV”sinde her gün Kürdistan haritası gösterilirken (Türkiye’nin güneydoğusu ve doğu anadolu’dan bir kısım da bu bağımsız kürdistan içinde yer alarak) bu Kürdistan’ı desteklemek, Türkiye'nin varlığının aleyhine ABD ile dolaylı anlaşmak demek değil midir?

ABD bir yandan elemanı Barzani’yi desteklerken diğer yandan kanlarına ihtiyaç duyduğu PKK-PYD vb. isimli silahlı terörist grupları da silahlandırıp desteklemektedir. Her ikisini de farklı amaçlarda kullanırken, ikisini birbirine karşı çatıştırmakta, iki gruba da ayrı ayrı silah satmakta ve sağlamaktadır. Gazeteci Banu Avar’ın ifadesiyle “ikisini ne tam yükseltmekte ne de tam olarak alaşağı etmektedir.” Türkiye’nin mevcut yöneticileri, bakanı, başbakanı, cumhurbaşkanı bu gelişmelerinden haberdar değiller midir? Ya habersizler ya da yine kandırılıyorlar? Koskoca devletin haberi olmaz mı!? Koskoca devletlu kandırılır mı!?

Irak-Suriye coğrafyasında terör örgütü PKK/PYD kürtleri ile Barzani KDP’sinin kürtleri arasında ciddi çatışmalar yaşanmaya başladı. Bu çatışmalar giderek de hız kazanacak. Ve sonra sürpriz..! Büyük Abi’nin ortağı gelir, postal öpücüsünün postalları boyanır... Kürdistan'a merhaba, güle güle Türkiye..!

TEVFiK BiR / 20 Mart 2017

21 Ağustos 2012 Salı

2012 Eksi 2002 İşleminin Sonucu Kaçtır



2012 Eksi 2002 İşleminin Sonucu Kaçtır?


1999 yılındaki 203 şehit, 2000 yılında 22’ye düşüyor ve 2001 yılında teröre hiç şehit verilmiyordu. 2002 yılında ise bu sayı 6 oluyordu. 2003 yılında 21 oluyor, PKK Türkiye’de tekrar eski gücüne kavuşmaya başlıyordu. 2004 yılında şehit sayısı 73’e çıkıyor, 2005’te 92, 2006’da 121, 2007’de 118, 2008’de 150 ve 2009’da 135 şehit veriliyordu. Kimi zaman baskın başına şehit sayısı 8-10’lara çıkıyordu. Abdullah Öcalan, artık hapishaneden örgüt yönetiyordu.

Yukarıdaki paragraf, Uyan Ey Türk Gidiyoruz adlı kitabımın 156. sayfasından bir kısım. Bunlar yalnızca şehitlerimizin (yani terör örgütü PKK tarafından “öldürülen” güvenlik görevlilerimizin) sayısı. Sivil ölümler bu sayıya dahil değil. Ankara’daki patlamalarda, İstanbul’daki, İzmir’deki, Antalya’daki ve pek çok yerdeki saldırılarda ölen vatandaşlarımızın sayısı bu istatistiğin içinde yer almıyor.

Peki ne oldu da, terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan ve 2 numaralı ismi (BDP’li vekil Sırrı Sakık’ın kardeşi) Şemdin Sakık yakalanmış ve örgüt çözülme aşamasına girmişken, Güneydoğu temiz bir görünüm kazanmışken; bugün terör propagandası yapan taraftar grubuna sahip Diyarbakırspor o gün Emniyet Müdürü rahmetli Gaffar OKKAN sayesinde neredeyse vatansever bir takım haline gelmişken, ne oldu da bugünlere geldik?


 Adım Adım Bugüne

ABD 2003 yılında Irak’ı işgal eder. 80’li ve 90’lı yıllarda “Kuzey Irak”ta oluşturulan fiili (de facto) durumu yasal zemine, meşruiyete bağlamak yani bir Kürt devletini kurmak ister. Öncelikle bu durum Türkiye tarafında alerjen bir etki olarak görülür ve tepki verilir. Konunun devamı için gelin tekrar kitaba bakalım (a.g.e. s.37-38):

<Ardından ABD, taktiksel değişikliğe giderek, Türkiye’yi kışkırtarak değil Türkiye ile elele vererek, tokalaşarak Kürdistan’ı kurma ve Irak’ı düzene oturtma sürecinin daha olumlu işleyeceğini gördü. Irak’taki sözde PKK bayraklı ofisler görünüm değiştirdi.

Türkiye’ye geldiklerinde ise 10. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan dahil herkes tarafından gülücüklerle ve kucaklanarak yüksek nezaket çerçevesinde karşılanır, görüşülür oluyorlardı (bu kucaklaşma ve samimiyetin basında yer alan fotoğrafları internette bulunabilir).

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önde gelen isimlerinden Cemil Çiçek’in 2006 yılında “postal öpücüsü” olarak nitelendirdiği isimler (Barzani), her ne hikmetse, Türkiye’ye gelişlerinde artık devlet başkanı gibi karşılanır olmuştu; yollarına kırmızı halılar seriliyor, Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Yahudi Barzani’ye Kürtçe “Kak Barzani” yani “Abi Barzani” diye hitap ediyordu.

Geçmişte kendilerine kırmızı pasaportları veren Türkiye, bugün yollarına kırmızı halılar seriyordu. Yaklaşık 25 yıl içinde Türkiye tarafında değişen hiçbir şey olmamıştı. Onlar ise bugün artık cumhurbaşkanı ve özerk yönetim başkanı idiler. Sistemin projesi adım adım işliyordu. Kürt tarafının tehditleri, Türk tarafının küçümseyici tavrı bitmişti. İşte Irak Kürdistanı, bu iki ayrı süreç (gergin dönem ve elele dönem) devam ederken kuruldu.>


Tayyip Erdoğan Desteğiyle Konfederasyon

Bugün Mesut Barzani Türkiye’ye geldiğinde göndere 3 bayrak çekiliyor. Birisi elbette Türk Bayrağı -belki yeni anayasadan sonra Türkiye Bayrağı denir(!)-. Yanında (mecburiyetten olsa gerek) Irak Bayrağı ve onun yanın da sarı-kırmızı-yeşil renklerdeki Kürdistan Özerk Bölgesi bayrağı yer alıyor. 

Irak Kürdistanı’nın Kürtleri, artık bağımsızlıktan yada kurulacak bölgesel bir konfederasyondan bahsediyor. Irak hükümetinin buna karşı (Irak bölünmesin diye) girişeceği bir operasyon/saldırı/savaşta da Türkiye’nin Yahudi Barzani yönetimindeki Irak Kürdistanı’nı savunacağı dile getiriliyor. Bir dönem ABD ve Türkiye tarafındaki siyasetçi ve bürokratlar, sabah akşam “Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız” diyorlardı. İşte Irak, bu şekilde bölünmenin eşiğine gelmiştir.

Suriye bunun yeni bir örneğidir. 1990-Günümüz arasında Irak’ta uygulanan yöntemler, yenileriyle birlikte ve hızlandırılmış/sıkıştırılmış olarak bugün Suriye’de uygulanmaktadır.

’80 ’lerde silaha, güce ve tanınırlığa kavuşmuş, ’90 ’larda ABD’nin enleme kırmızı çizgi atmasıyla fiili yönetimine kavuşmuş, 2000’lerde Irak işgalinin ardından özerk yönetime kavuşmuş Irak Kürdistan’ı 2010’lar itibariyle tam bağımsızlık ve/veya bölgesel Kürdistan Konfederasyonu istemektedir.  Bizim yöneticilerimiz ise bu sürecin çok öncesinden haberdardır, bizzat bu projenin içindedir, hiçbir şey gizli saklı yürütülmemektedir. Türkiye de zaten Başkanlık rejimine yeni anayasasıyla birlikte geçecektir. Hazırlıklar çok önce başlamıştır. Uyan Ey Türk Gidiyoruz’un 158. Sayfasına bakalım:

><Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kanal D’de 14 Şubat 2004 tarihli Teketek programında ilan ediyordu “Tabi ben özellikle Diyarbakır’a çok farklı bakıyorum. Yani Diyarbakır’ı istiyorum ki şu anda yani Amerika’nın da hani düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi  var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir”. 

Başbakan Tayyip Erdoğan 04 Mart 2006’da malumun ilanını yapıyordu “Türkiye’nin ortadoğuda bir görevi var. Nedir o görev? Biz Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin Eş başkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz biz.>

Eğer Başbakan’ın görevi, Kürdistan’ı daha büyük bir coğrafyada (Irak, Suriye, İran, Türkiye toprakları dahilinde) konfederasyona taşımaksa, Irak’tan sonra Suriye’de de “Kuzey Suriye” ifadeleri başladıysa, bu süreçler bir biçimde ülkemizde de yaşanacaktır, bu yangınların yansımaları bizde acı yaratacaktır. 

1999-2009 arası şehit rakamları her şeyi göstermektedir. Ne zaman ki Irak’ta Kürdistan kurulmaya başlanmış, Türkiye bunun kurucularından biri olmuş ve “T.C.” Türkiye’nin belli bir bölgesinde “susmuştur”, şehit rakamları katlanarak artmıştır. PKK’nın Ramazan Bayramı’nda (20.08.2012) gerçekleştirdiği Gaziantep saldırısı bunun son acı örneğidir. Bu saldırıları kimse sürpriz görmemelidir. “Bölge” göz göre göre ve bilinçli olarak Türkiye’den kopartılmaktadır.

Çünkü sizin Kürdistan dediğiniz yapı, Müslüman bir Kürdistan değildir, olmayacaktır. Bunları daha önce ve özellikle kitabımda belgeleriyle, Türkiye oluşumlarıyla yazmıştım ancak tekrarlamak gerek. Projenin Irak ayağındaki Barzaniler kripto Yahudi’dir. “Kuzey Suriye”de kurulan fiili Kürdist yönetim Yahudi kökenlidir. BDP’nin Türkiye ayağı kripto Yahudi ve Sabetayistler’den oluşmaktadır, Türkiye’de adım adım sözde PKK Kürdistan’ı kurulmaktadır. (İran’dan koparılacak sözde Kürdistan ve bunların başındaki adamlar da yine Zerdüşt ve kripto Yahudilerden oluşmaktadır.) Bölgesel Kürdistan Konfederasyonu, mini İsrail olmaya adaydır.

 Kürdistan dediğiniz yapı, Müslüman Kürt kardeşlerimizin devleti değil; Abdullah Öcalan gibi bir şeytanı “önder” gören, İsrail ve ABD’nin oyuncağıdır. Petrolün, suyun üstüne oturmuş, Türkiye ile İslam coğrafyasını birbirinde ayıracak, Türkiye’yi İslam’dan ayıracak bir Yahudi devlettir/devletleridir/potansiyel konfederasyondur.

Bu bir Sistem oyunudur. Sistem nedir diyorlar. Sistem’e moda tabirle İllüminati diyebiliriz, ki yanlış ve basit olur. 

Sistem’in daha doğru tanımını yapalım: Dünyayı yöneten derin güç. Yani, CFR, Bilderberg, Trilateral ve bunların altında yer alan irili ufaklı örgütler ve bunların yöneticisi olan her milletten gelen ancak milliyet farklılığına önem vermeyen, adeta paraya tapan, İbrani asıllı yapı, şeytanın kralları.

Not: Bir sonraki yazım, bunun devamı niteliğinde, Suriye’yi de içine alacak bir yazı olacak.

TEVFiK BiR / 21.Ağustos.2012




22 Kasım 2009 Pazar

Irak Karışıyor



Irak Karisiyor




Irak'ta bir seylere yine "start" verildi, dugmeye basildi. Durum vahim. Ama sagolsun bizim "boyali basin" ve "yayin" durumdan milletimizi haberdar etmek yerine "domuz giribi" ve "islak imza" gundemleriyle, "SON DAKIKA" bantlariyla gunu gecistiriyor.


1-) Oncelikle kisa vadede konu disi ancak onemli kucuk bir bilgiyle baslayalim. BM Tazminatlar Komisyonu tarafindan Irak'in petrol gelirlerinden elde edilen butceden 28milyar dolari Kuveyt'e odedi. Kuveyt aldigi bu parayla ABD'ye biatini devam ettirecek, bolgedeki operasyonlar ve isgaller sirasinda ABD'ye, usler yonunden sorun cikarmayacaktir.

2-) Irak'in ilk hava radar sistemi ABD tarafindan Kerkuk'e kuruldu. ABD Hava Kuvvetleri, Irak Hava Kuvvetleri'ne 250 km.'lik alani tarayabilen bir radar sistemi ve 6 silahli kucuk ucak hibe etti.

3-) Irak Meclisi'nden istedikleri yonde sonuc cikmamasi uzerine Kurt milisler (pesmergeler), Kerkuk'e dogru ilerliyor. Bu yeni pesmergelerden de bir cogu Kerkuk'e konuslanmaya basladi. Gelismeler uzerine guvenligin saglanmasi icin (olusabilecek bir Kurt ayaklanmasi, saldirisi, Kurt-Turkmen/Arap icsavasina karsi) Basbakan Maliki 12. Tumen'den bir kisim askeri Kerkuk'e gondermek istedi ancak anayasal olarak farkli statude bulunan Kerkuk'un (adeta bagimsiz) Valisi, pesmerge girislerine izir verirken asker girislerine onay vermedi.

Hatirlarsaniz bundan yaklasik 2-3 ay once Kerkuk ve Kurdistan'in anayasal ozerkligi var, bunu kimse engelleyemez diyen Irakli Kurt onderlere karsi, Basbakan ve Arap kesimi ic savas cikabilir

4-) Irak'ta gecen haftasonunda yasanan ve 100'u askin kisinin oldugu patlamalarin kimin duzenledigi "kesin kanitlarla" ortaya cikmis. Irak Disisleri Bakani, duzenlenen saldirilarla ilgili "ellerinde kesin kanitlar oldugunu" ve "patlamalarda Suriye'nin parmagi oldugunu" acikladi.

Bu ve benzeri aciklamalarla, bir gun Iran bir gun Suriye surekli tehdit edilmekte ve ABD'nin politikalarina boyun egmeleri, yorungeye oturmalari icin neredeyse her gun askeri, diplomatik baski yapilmaktadir.

ABD askerlerinin Irak'tan cikmasina ortalama 700 gun kalmisken, Irak'in nihai sekillenme sureci( de facto), yasal altyapisi (de jure) ve bu tamamlanacak yeni seklin, (siyasi ve idari) haritanin devamliligi, ABD icin elzemdir. Iran, Irak ve Turkiye tehdit olusturmamalidir. Onun icindir ki Iran ve Suriye her gun tehdit edilmektedir. Turkiye'de ise Kurdistan'a destek "Kurt aciliminin" tamamlanmasi icin sure kalmamaktadir, pek vakit yoktur. demis, Kurt taraf ise gerekirse savas cikar, biz haziriz istedigimizi aliriz demisti.



TEVFiK BiR / 31.Ekim.2009

Telif Bilgisi

© 2009-2017 tevfikbir.com , tevfikbir.blogspot.com. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.

" Tevfik BİR - www.tevfikbir.com " biçiminde kaynak gösterilerek makalelerden alıntı yapılabilir.