Sabetaycı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabetaycı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2011 Cuma

Uyan Ey Türk Gidiyoruz



TEVFİK BİR 'in bir uyandırma kitabı olarak yazdığı 
 Göl Kitap'tan çıkan
UYAN EY TÜRK GİDİYORUZ adlı kitabını
D&R'ın 23 ildeki 113 mağazası ile
tüm seçkin kitapçılardan
ve
Güvenli tıkla, hemen al ---------> www.kitapyurdu.com  (satışta) <--------- Güvenli tıkla, hemen al
www.dr.com.tr (satışta)
www.idefix.com  (satışta)
www.kitapyurdu.eu (yurtdışı satışta)
vb. internet kitap mağazalarından (indirimli) alabilirsiniz.
(İnternetten hemen almak için adreslerin üzerine tıklayın)


Yazar Tevfik Bir'in, Uyan Ey Türk Gidiyoruz adlı kitabında neleri bulacaksınız (kitabın içinden bazı konular):

<Sadettin TANTAN'a, Banu AVAR'a, Arslan BULUT'a ve Türkiye'yi fikirleriyle yükseltip icraatleriyle yücelten nice vatanseverlere selam olsun.>

- Dış Tehdit ABD
- Aden, Kızıldeniz ve ABD
- Ilımlı İslam ve Dinler Arası Diyalog
- ABD'nin Türkiye, Suriye ve İran Planı
- Demokratik Açılım-Bir Pentagon Projesi
- Küresel İmparatorluk ve Avrupa Finansal Krizi
- AB'nin Gerçek Yüzü
- ABD, İsrail ve Türkiye
- Ergenekon Operasyonunun Bilinmeyenleri
- Vahiyli Şebekelerde "İyi İnsanlar"
- Sabetayizm
- Sabetayizm ve Kripto Yahudiliğin Yüzlerce Yıllık Sırrı
- Atatürk Sabetayist Değildi
- Masonlukla İlgili Bilinmeyenler ve Söylenemeyenler
...

bu konular ve daha fazlası, Uyan Ey Türk Gidiyoruz'da. Perde arkasındaki gerçekleri korkmadan, ispatlarıyla, bir bir deşifre ettik. 
Kitabı bitirdikten sonra "iyi ki okumuşum" diyeceksiniz!



UYAN EY TÜRK GİDİYORUZ - TEVFİK BİR


25 Mart 2010 Perşembe

Haham Gibi Hakan Uzan

-->
Haham Gibi Hakan Uzan


Uzan ailesinin bugün itibariyle Türkiye'ye borcu, daha doğrusu hortumlanan paralara karşın yapılan el koymaların, hacizlerin yetmediği hortum maliyeti 10.8 milyar dolar.

Banka hortumlamak, yaşadığın ülkeyi ve milleti soymak, parasını çalmak, İslam dinine uygun mudur? Uygun olmadığı açıktır. Ancak bunun yalnızca İslamiyette değil Yahudilikte ve onun fraksiyonu Sabetay inançta da kabul edilebilir bir şey olmadığı bilinmektedir. Dinin emirlerine bu açılardan isyan ettikleri açıktır.

Bu Sabetay meselesi şimdi nereden çıktı demeyin. Burada amaç asla kimsenin inancını sorgulamak ve bu yolla yargılamak değildir, olamaz da, bu yanlış olur. Biz burada Uzan ailesine ve ailede kullanılan isimlere “isim bilim/onomastik” yardımıyla bakacağız. Her ismi ayrıntılarıyla aktarmayacağız çünkü bu, yazının altı yedi sayfayı aşmasını rahatlıkla sağlar. Amacımız öz ve anlaşılır bir nitelikte yazı yazmaktır. İsimlerindeki ilginç İbrani kökleri tespit edip, onları daha yakından tanımaya çalışmaktır. İlginç rastlantıları tespit edip, yorumu ve sonucu siz değerli okuyuculara bırakmaktır.

Uzan çiftliğine yapılan polis baskınında Uzi marka silahlar ele geçirilmişti. Uzi silahının mucidi Uziel Gal adındaki bir Aşkenaz Yahudisi'dir. Uziel, Nur/Işık anlamına gelmektedir. Uziel kelimesi daha kısa olarak Uzi ve Uz diye de kullanılmaktadır. Bunu not ediyor, konumuza dönüyoruz.

Yazar Yalçın Küçük, İsimlerin İbranileştirilmesi kitabının 186. sayfasında “Ozan” ve “Uzan” isimlerinin aynı anlamda olduğunu, ikisinin de İbrani “Oz” yani güç/kuvvet sözcüğünden geldiklerini haber vermektedir. Ayrıca İsrail'de ve dünyada Yahudiler arasında “UZZAN” ve onun türetilmişi “UZZAMAN” soy isimlerinin kullanıldığını görüyoruz. UZAN'ı, UZZAN'dan gelme olduğunu düşünmek daha isabetli olacaktır.

Ozan'ı, Türkçe'deki “şair” sözcüğüyle karıştırmamak gerek. Bu isimleri her kullananın İbrani olduğunu söylemek elbette bilim dışılık ve delilik olacaktır. Ancak, sizin sıradan bir arkadaşınızın bu isimleri taşıması ile patron/baron/üst düzey insanların bu isimleri taşımasını farklı algılamak gerekmektedir. Hele ki kişi 1980 ve özellikle 1990'larla birlikte zenginleşmiş ise!

UZAN'lar, Saraybosna civarından gelerek Sakarya'ya yerleşmiş Balkan göçmeni bir ailedir. Bu ailenin vitrin ismi ve Kasım.2002 seçimlerinde %7 oy alan zamanın Genç Parti'sinin kurucu genel başkanı Cem Cengiz UZAN ile başlayalım.

Cem ismi, Türkiye'de tüm gayri müslimler tarafından rağbet gören isimlerdendir. Cem ismini Arapça “toplanma, toplama, bir araya getirme” anlamında görebileceğimiz gibi İbranice'deki Şem/Şamaim yani "cennet" sözcüğünden türetilmiş bir karşılık olarak da görebiliriz.

Hem Hıristiyanlarda hem Musevilerde hem de Sabetayistlerde Cem adının kullanımının yaygınlığını görmekteyiz. Museviler arasından Cem isminin kullanımına bir örnek vermek gerekirse, Musevi Cemaati Türkiye Hahambaşılığı resmi internet sitesinde yer alan “doğumlar” kısmında 04 Mart 2010 günü doğan Musevi çocuğa “Cem Yosi Hara” isminin konulduğu görülmektedir. Aynı şekilde Cengiz isminin Sabetayist isim listesi içinde yer aldığı bilinmektedir.

Cem UZAN'ın ilk eşi, Feyyaz BERKER'in kızı Şebnem BERKER'dir. BERKER soy ismi Berk (Berg) ve Er kelimelerinden oluşmaktadır. Sabetayist isim kullanım kurallarına/yöntemine göre Berk isminin berg'den geldiğini, “dağ” anlamı taşıdığını ve bunun Sabetayist kullanımda yaygınlığının, Moşe'ye (Hz. Musa) Tanah'ın (Tevrat) dağda inmesi nedeniyle Tanah'a (Tevrat) bir atıf olduğunu biliyoruz. Sabetayist isim kullanımında ismin sonuna yada bazen başına adeta takıntılı bir biçimde anlamlı anlamsız “er” takısı eklendiğini biliyoruz.

Feyyaz ismi “bereket ve bolluk veren” anlamındadır ki Tanah'ta yer alan bir kavramdır. Feyyaz BERKER, neredeyse tüm üyelerinin Sabetayist/İbrani kökenli olduğu bilinen TÜSİAD'da tam 10 yıl başkanlık yapmıştır.

Cem Cengiz UZAN'ın Şebnem Hanım'dan olma iki çocuğu vardır. Birisi Dilara Gizem, diğeri Sinan Kemal. Sinan, dönme dediğimiz Sabetayistler arasında çok kullanılan ve tipik bir isimdir. Sinan ismini alışveriş yaptığımız bakkalımız taşırsa biliriz ki o Müslümandır, ancak bu ismi zengin/soylu/üst düzey bir kişi veya onun bir akrabası taşıyorsa ondan şüphe etmek gerekir. Burada hiçbir şey rastlantı eseri değildir.

Dilara ismini ve ileride göreceğimiz Alara ismini Farsça kökende ve kaynakta aramak yanlış olur. İbranice ile bağlantılı “lara” kelimesine gitmemiz gerekir. Sonunda “lara” bulunan isimler Sabetayist isim listesi içinde yer almaktadır, kullanılmaktadır.

Gelelim diğer evliliğe. Emre GÖNENSAY ile eşi Aylin KOÇiBEY'i görmemiz gerekli. Aylin KOÇİBEY'in erkek kardeşi Renç KOÇİBEY'dir. Renç KOÇİBEY'in iki kızı var. Birisi Seben, diğeri Alara. Cem UZAN'ın ikinci evliliği Alara KOÇİBEY iledir. Renç kelimesinin Türkçe olmadığını söylemeye zaten gerek yoktur. Aylin kelimesi ise Ayla ile eş anlamlı olarak “hale” anlamına gelmektedir yani "ay ve bazı yıldızların etrafındaki ışık çevresi". Seben kelimesi ise ilginçtir “Yüksek Dağ” anlamına gelmektedir. Alara ise Türkçe'de isim olarak anlam ifade etmemektedir.

Emre ismini Farisi kökenden öte, Yahudiler arasında sıkça kullanılan, özellikle Hazar Yahudisi kökenli Sabetayistler ve Kripto Yahudiler arasında kullanılan İmre kelimesinden geldiğini görebiliyoruz. Emre, Türkçe'de en çok kullanılan isimlerdendir. Sıradan Emre'lerin “arkadaş, kardeş, halk şairi, aşık” anlamlarında kullanıldığından şüphe yoktur. Ancak yükseklerdeki (!) Emre'ler, dikkat çekmelidir.

Cem UZAN – Alara KOÇİBEY çiftinin çocukları Renç Emre ve Yasemin Paris'tir. Yasemin ismi neredeyse tüm dünya dillerinde kullanılan İbrani kökenli (İbranice-Arapça) kökenli müşterek isimlerdendir. Emre ve Yasemin, Avrupai tipte çok tatlı ve sarışın çocuklardır.

Ailenin diğer fertlerine gelelim. Murat Hakan UZAN eşi Özlem (KIZILKAYA) UZAN, oğulları Ata Kemal UZAN'dır. Murat Hakan'ın kardeşi ve Kemal UZAN'ın bir diğer çocuğu Ayşegül (UZAN) AKAY ve onun çocukları Ceyda AKAY ve Melahat Sara AKAY'dır.

Murat isminin İbranice karşılığı Marad/Moryat olarak mevcuttur. Özlem isminin anlamına karşılık, “Erez İsrael” özlemi olarak görülebilmektedir. KIZILKAYA soyadındaki Kaya ilgimizi çekmektedir. “Kaya”, Sabetayistlerin kullandığı tipik isimlerden biridir. İsim ve soy isim olarak mevcuttur. Gerek Dışişlerinde gerek büyük makamlarda gerekse büyük ailelerin isimlerinde Kaya ismi görülebilmektedir. Aynı zamanda Gaya ismi İbranice'de mevcuttur. Örnek olarak İsrail'de Gaya isminde ünlü bir şarkıcı görmekteyiz. Örnekler artırılabilir. Karşılığı ve kibarlaştırılmış hali olarak Kaya görülebilir.

Ata ismi, Türkiye'de halk tabanında, örneğin milli kaynananın rahmetli oğlu Ata TÜRK'te görüldüğü üzere Atatürk'e ithafen konulmuş, Atatürk sevgisiyle konulmuş olabilir.

Ancak Ata, İbranice'de hem Hz. İbrahim'i temsil etmekte, hem de ondan öte Tanah'ta (Tevrat) ve Hanuka duası içinde birebir “Ata” kelimesi (mecazi söyleyişle “Tanrı” anlamında) kullanılmaktadır (Baruh Ata Adonay).

İsim olarak “Tanrı” adının verilmesi ilginç gelebilir ancak unutulmamalıdır ki İslamiyette de Allah'ın 99 ismi “abdul” ön eki ile yada ön eksiz “insan isimlerinde” ve “erkek” isimlerinde kullanılmaktadır.
O kadar modern(!) isimlerin içinde Ayşegül'ü görmek bizi saşırtmış olabilir. Ancak Safarad (İspanyol) Yahudileri'nden Sabetayizm'e geçme olarak anlaşılabileceği üzere “gül” önemlidir. Ayşegül içindeki “gül”ü buraya bağlayabiliriz. Yukarı tabakada Sevi/Sevil'li isimler ne kadar çoksa, Işık'lı Kaya'lı Kara'lı isimler ne kadar çoksa “gül” de en az o kadar çoktur.

AKAY soy ismi ise, yine karşımıza “parıltılı ay, ışıltılı ay” anlamında çıkmaktadır. Gökyüzü, evren ile ilgili isimlerdendir. Işık, yıldırım, bulut, güneş, yıldız, hilal vb. isimlerle bu gökyüzü meselesi örneklendirilebilir. AKAY soy isimlilere dikkat etmek gerekir.

Ceyda isminin Sabetayist isim literatüründe olduğunu biliyoruz ancak kökenini ve nedenini tespit amacıyla çalışmaktayız.

Sara kelimesini ise, (Farsça'da da yer alır) İbranice'deki Sarah sözcüğünden geldiğini görebiliriz. Türk müslümanlar içinde yaygın kullanıma sahip değildir. Daha çok Sabetayistler ve kripto Yahudiler içinde yaygındır. Sara yada Sarah ismi özellikle Amerikan yapımı filmlerde/dizilerde çok kullanılan isimlerdendir. Hollyvood oyuncuları içinde hatırı sayılır Sara/Sarah'lar vardır. Bunların Yahudi kökenli oldukları bilinmektedir.

Türkiye'de belki de hiç fötr şapka içinde görmediğimiz Murat Hakan UZAN, 24 Mart 2010'da İngiltere'de gerçekleşen duruşmaya neden fötr şapka ile gitmiştir. Fötr şapka, çeşitli modelleri yer almakla birlikte, Yahudi geleneksel kıyafetinin bir tamamlayıcısıdır. Hakan UZAN duruşma çıkışında tipik bir “Yahudi işadamı görüntüsü” vermiştir. Hakan UZAN adeta bir haham gibidir!

Cem UZAN'ın yedi kez Umre'ye gittiği, Kuran-ı Kerim'in iki ayrı tefsirini defalarca okuduğu , cuma namazlarını kılmaya özen gösterdiği söylene gelir. Doğru da olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, Soner Yalçın'ın Efendi kitabı ile hatırı sayılır ölçüde “hacının” ve bir kısım da “hocanın” Sabetayist olduğunu görüyoruz. Sabetayist olduğunu açıklayan Cemil İpekçi de Umre'ye gitmek istediğini ancak bunun olmadığını (büyük olasılıkla cinsel tercihi ve dış görünüşü nedeniyle), bu olmayınca da Mescid-i Aksa Camiine gittiğini, günlük yaşantısı içerisinde zaman zaman Kuran-ı Kerim'i okuduğunu açıklamıştır.

Sabetayist esaslar içinde “Türklerin gözlerini örterek … gözün gördüğü her şey kusursuz olarak yerine getirilmelidir” öğretisi ile “kendisinden şüphe duyulmayacak ölçüde” İslami ritüelleri ve ibadetleri gerçekleştirdikleri bilinmektedir.

Yazımızı Yazar Nedim Şener'in “Uzanlar Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü” adlı kitabının arka kapak yazısının bir kısmı ile bitirelim: “Her şey 24 Ocak 1980'de açıklanan ekonomik istikrar tedbirleri ve ardından gelen 12 Eylül 1980 darbesiyle başlamıştır. Serbest piyasacı söylemiyle ANAP Genel Başkanı Turgut Özal'ın damgasını vurduğu 1980'lerde yaratılan yeni sermayedar kesim, 1990'lı yıllarda “gösteriş ekonomisinin” vitrinini oluşturmuştu. Türkiye'nin en büyük holdinglerinin sahipleri tarifeli uçakla seyahat ederken, onlar özel uçakların en pahalısına sahip oldular. Yatların en gösterişli olanı, boğazın sırtlarında villa, kenarında yalı olmazsa olmazlar arasındaydı... Ortaya konulan iddialara göre, bu sınıfın en hızlılarından, en ayrıcalıklılarından ve en kudretlilerinden biri de Uzan Ailesi. Onlar 50 yıla yakındır iş dünyasında olduklarını söylüyorlar, ama asıl yükselişleri son 10-15 yıldaki “ilişkileri”ne borçlular”.

Sabetayizm hakkında yazılmış en kapsamlı kitap (hiç açıklanmamış bilgiler ve sırlarla): 
Uyan Ey Türk Gidiyoruz

TEVFiK BiR / 25.Mart.2010


20 Ocak 2010 Çarşamba

Yahudi - Sabetayist Güç Çatışması




Yahudi – Sabetayist Güç Çatışması



Türkiye'de bir garip olaylar oluyor. “Bir garip olay” dediysem sözün gelişi, yoksa bir tane değil. Sanki hiç bitmeyecek bir sürekli dizi gibi, oyun gibi. 

İnsan heyecanla bir sonraki bölümde “acaba ne olacak” diye sabırsızlanmaktan kendini alamıyor. 
 
Bu oyunun iki tarafı var. İyiler ve kötüler gibi bir ayrımı ben yapamayacağım. Toplum bunu zaten her gün her dakika yapıyor, birileri de kamplaşma adına bu söylemleri pompalıyor.

Ben burada, daha önce hiç kimse tarafından tespit edilmemiş, edilse bile dile getirilmemiş, hiçbir yerde söylenmemiş bir gerçeği dile getireceğim.

Bugün Türkiye'nin bu şiddetli geriliminin ve kutuplaşmasının arkasında, bu iki büyük gücün çarpışması yatmaktadır. Bu iki güçten birisi Yahudi Güç, karşıtı ise Sabetayist Güç'tür (yazıda Güç kelimesi özel anlamlar atfedilerek, özel isim olarak kullanılmaktadır).

Peki Yahudi Güç'ten kasıt ne anlamalıyız? Elbette Yahudi sermayesini (Çok Uluslu Sermaye gücünü), Yahudi lobi ve aktörlerin yönetimindeki Washington'ı ve dünyayı yöneten büyük gücü yani Sistem'i görmeliyiz (CFR, Bilderberg, Trilateral...).

Sabetayist güçten anlamamız gereken ise, Türkiye'de neredeyse her alanda büyük koltuklarda oturan görünüş itibariyle Müslüman zannettiğimiz ve fakat gerçek kimlikleri kendi aralarında ve artık bazı gözlemciler tarafından da bilinen, Osmanlı vatandaşı İzmirli Sabetay Sevi'nin bir tür Yahudilik tarikatı-cemaati üyeleridir.

Birisi Yahudilik ötekisi Yahudiliğin kendine göre kısmen bozulmuş İslami öğelerle kısmen karışmış, Kabbala mistisizmine bulaşmış bir tarikatı olduğuna göre, temelde ikisi de aynı dinde, Yahudilik'te birleştiğine göre bunlar neden Türkiye üzerinde birbirleri ile çatışmaktadırlar. Temel sorumuz bu olacaktır.

* * *

İlk olarak Yahudi Gücü'ne bakalım. Bu Güç'ün Türkiye'deki etkinliğini Yahudi Çok Uluslu Sermayesi, Uluslararası Yahudi Lobisi, Türk Yahudileri, Washington'ın bizzat kendisi ve Washington'ın Türkiye'deki manevi ajanları oluşturur. İstisnai olarak bir-iki Sabetayist Güçlü aile de, bu Yahudi Gücü'nün yanında yer almaktadır.

Yahudi Gücü'nün üyelerine baktığımızda, bunlar geleneksel olarak tipik bir biçimde Osmanlı'yı tutarlar, ayrı bir sevgi beslerler. Cumhuriyet onlar için Osmanlı'nın gölgesindedir.
İspanya'dan gemilerle vs. kaçabilen Yahudiler'in ciddi kısmını Osmanlı himaye etmiştir. Kudüs'te Osmalı'nın muazzam bir yönetimi ve kalitesi vardır. Yahudi'ler dünyanın her yerinde olduğu gibi Osmanlı döneminde de çalışmışlar ve sermaye biriktirmişlerdir. Yahudiler'e yönelik hiçbir zaman dışlama politikası güdülmemiştir. Rahatça okullar kurmuşlardır ve tabalarını eğitmişlerdir. Yahudiler ve Müslümanlar birbirleri arasında, Yahudi-Hıristiyan ve Müslüman-Hıristiyan ilişkilerine göre daha iyi ilişkiler kurmuştur.

Bugün de Yahudi Gücü'nün empoze ettiği ve bunu “kendi projeleri” zanneden Müslümanlar'ın Yeni-Osmanlıcılık faaliyeti de Yahudi Gücü'nün projelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaten bu, Yahudi Gücü'nün geleneksel Osmanlıcı görüşüne de aykırı değildir.

Sabetayist Güç'e baktığımız vakit, tam tersi bir anlayış mevcuttur. Sabetay Sevi'nin Mesihlik iddiasını “gayrimüslim kışkırma potansiyeli” olarak gören ve Sabetay Sevi'yi türlü defalar cezalandıran Osmanlı'nın Sabetay Sevi'ye, Mesihliğini yaymasında engel ve hayatını acılar içinde yaşamasına neden olmak suçlamasıyla Sabetayistler tarafından sevilmediği bilinir.

Sabetayistler, Mesih olarak inandıkları Sabetay Sevi'nin hayatını ve söylemlerini önemle takip eder ve ona güçlü bir inanç duyarlar. Sabetayistler'e göre İsrail; aynen, İsrail'de yaşamlarını sürdüren ve bugün küresel medya organlarınca “radikal Yahudi” olarak isimlendirilen Yahudiler gibi, İsrail'in Mesih tarafından kurulmaması aksine BM-İngiltere gibi güçlerin önderliğinde Sistem tarafından kurulması nedeniyle, “kutsal-ilahi statüde kurulmaması” nedeniyle, İsrail halkına müjdelenen devlet değildir. Aksine onun sahte olarak addedilir, sevilmez. Bu unsur Yahudi – Sabetayist ayrılığında önemli bir unsurdur.

Ayrıca Türkiye Hahambaşılığı ve Kudüs hahamlarının büyük çoğunluğu tarihin hiçbir döneminde Sabetay Sevi'yi Mesih olarak görmemiş, onun iddialarını kabul etmemiştir. Türkiye Hahambaşılığı, Sevi hakkında “ölüm” kararı dahi çıkarmıştır. Bu da Sabetayistler'in, Sabetayist olmayan Yahudiler'e karşı tepki-öfke duymasına ve bunun asırlar sonra bugün dahi devam etmesine yol açmıştır.

* * *

Bugüne baktığımızda, Güç'le paralel yürüyen ve hatta gücü getiren alanlarda, işlerde, mesleklerde Müslümanlarla yarışacak hatta onları sollayacak düzeyde Sabetayistler'in varlığını görüyoruz. Cumhuriyetin kuruluş aşamasında, okumuş adam bulma sorunu nedeniyle Yahudiler ve onlardan daha çok müslüman görünümlü Sabetayistler'in kadrolarda yer aldığını biliyoruz. Güçleri bunlardan da öte gizli, menfaat içerikli ve korunaklı cemiyet-cemaat yapılarından kaynaklanır.

Sabetayistler yukarıda açıkladığım ve başka bazı tarihsel, dinsel tabanlı nedenlerle laiklik yanlısı politika izlerler. Osmanlıcı değil Atatürk Cumhuriyeti'nden yanadırlar.

Resmi kurumlarda ve elbette yasama-yürütme-yargı erklerinin kadrolarında atanmış ve seçilmiş bir kişi olarak Yahudi-Musevi birini göremezsiniz (bir iki istisna dışında). Ancak Sabetayist'ler, Müslüman görünümlerinin avantajıyla ve cumhuriyetin kuruluş aşamasındaki zorunluluklar nedeniyle iyi yerlerde görev yüklenmişler, selefler olarak bugünkü haleflerin temelini oluşturmuşlardır. Kimliklerinin gizliliği sayesinde dikkatlerden ve eleştirilerden uzaktırlar.

Bir Türk vatandaşının Sabetayist olması yada Yahudi olması, onun sırf bu inancı yüzünden tehdit olarak algılanmasını gerektirmez. Bu yazının amacı, Türkiye'de yaşanan gerilimin ve kaynaklarının gözlemi ve analizidir. Fotoğrafın okunmasıdır.

Sabetayist kökenli-inançlı iş dünyasının patronlarını, büyük Türk sermaye sahiplerini bu ayrım dahilinde biraz farklı tutmak gerekir. İş dünyası, hele ki küresel sistem içerisinde, çıkarları doğrultusunda Sistem'in Gücü'nün düzenine uymakta; CFR, Bilderberg gibi Sistem kuruluşlarına biatlerini sergilemektedir. Bunlar tam aksine Yahudi çevrelerle sıkı ilişki içindedir. Washington'ın dümenine uygun rotada seyir izlemektedir.

Sabetayist iş insanlarının, patronların bu küresel güç ilişkilerine rağmen hiçbir zaman Osmanlıcı olarak nitelenebilecek (Washington ve Yahudi destekli olsa bile) siyasi vs. aktörle “yıldızlarının” barışmadığı açıktır. Çünkü Sabetayistler bir iki istisna dışında sıkı laiktir, bu konuda taviz vermezler.

Aile kavramını, sıradan sokaktaki aile olarak değil de “Güç sahibi aile” olarak okuyarak; Yahudi aileler muhafazakar Müslüman ailelerle yakın ilişkiler kurabilirken, Sabetayist aileler muhafazakar ailelerle değil laik-Atatürkçü (sözde yada özde) daha yakın ilişkiler içine girmekte olduğunu görmekteyiz.

Esasında bu çok ilginçtir. Muhafazakar görüşlü ve Osmanlı hatırası konusunda hassas Müslüman bir aile ile laik, cumhuriyetçi ve Atatürkçü görüşlü aileler birbirleriyle dost görüşmesi yapamaz, ticari-siyasi ilişkiler pek de kurmaz iken, bunlar sırasıyla Yahudi ve Sabetayist ailelerle daha rahat görüşmekte ve ilişki kurabilmektedir. İstisnaları elbette vardır. Hem de o istisnalar bazen gözümüzün önünde bir yıldız gibi parlamaktadır.

İşte bu Yahudi – Sabetayist ayrılığı, daha doğrusu CFR-Bilderberg eksenindeki Yahudi Güç ve Sabetayist Güç ile bu eksende olmayan gerçek Sabetayist Güç'ün ayrılığı; Türkiye'nin içinde bulunduğu, her alanda her düzeyde yürüyen elektriklenmenin, kutuplaşmanın, çatışmanın, ayrışmanın nedenidir. Bugün Türkiye'de, Yahudi Güç ve gerçek Sabetayist Güç ekseninde büyük bir satranç oyunu ve savaş mevcuttur.

Çünkü bugün, cumhuriyetin hiçbir döneminde olmadığı kadar Yahudi Güç aktif olmaya çalışmakta, plan projelerini uygulatmaya çalışmaktadır. Bu Yahudi Güç, Türkiye bazında değil, coğrafya bazında harekete geçtiği ve harekatlara giriştiği için, adeta bir terzi gibi Türkiye'ye muazzam kıyafetler, gömlekler biçmekte, bunların yerel ve bölgesel düzeyde provalarını uygulamaktadır.

Türkiye eğer sorunun anlattığım bu yönünü görür de, bu çerçevede çatışmayı önleyecek önlemler alırsa, bu yüksek ateş soğuyacaktır. Tabi bunun için Türkiye'nin çabasından başka, Sistem'in projelerini de kendi aleyhine değiştirmesi gerekecektir. Bu da pek mümkün görünmemektedir.


TEVFiK BiR / 20.Ocak.2010



Telif Bilgisi

© 2009-2017 tevfikbir.com , tevfikbir.blogspot.com. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.

" Tevfik BİR - www.tevfikbir.com " biçiminde kaynak gösterilerek makalelerden alıntı yapılabilir.