Abdullah Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdullah Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2013 Cumartesi

Bunları Yazamazlar - Şeytan, Firavun ve İşgal 3




Bunları Yazamazlar – Şeytan, Firavun ve İşgal 3

ONLAR BİZİ ACİZ BIRAKAMAZLAR – DİRENİŞ HAKKI  

İstihbarat alanında ve bir bilim olarak zihin yönlendirmede uygulanan bir yöntemden bahsedeceğim. Bu yöntem sebep-sonuç ilişkisinden bahsetmeyerek hedef kişiyi/topluluğu/ülkeyi yalnızca “sonuca” yönlendirmedir. Özellikle son dönemde ülkemiz üstüne oynanan Büyük Orta Oyununda uygulanan bir yöntem haline gelmiştir. Basın yayın organlarından, burada boy gösteren “Batının manevi ajanlarına” kadar…

İki kardeş düşünün, sürekli kavga ediyorlar. Baba yarım ağız çocukların kavga etmemesinin yolunu söylüyor anneye “böyle böyle yaparsak çocukların kavgası biter, bir daha da kavga etmezler” diyor, anne olmaz diyor. Baba da, anneye diyor ki “Sen çocuklarının kavga etmesini mi istiyorsun, sen çocuklarını sevmiyor musun?”.

Şimdi eğer çocukların kavgası bitecekse, aslında baba haklı gibi görünüyor değil mi? Sonuca bakınca, hikayemizde baba haklı. Peki baba bu sonuca nasıl ulaşacak, babanın yolu/nedeni ne olacak, bunu bilmiyoruz? Babanın fikri aslında “çocuklardan büyük olanını odasına kilitleyelim ve odasından hiç çıkarmayalım, odaya hapsedilen oğlan itiraz ederse de eşek sudan gelinceye kadar dövelim, böylece çocuklar birbirlerini göremezler ve kavga edemezler” fikriydi. Sonuca giden nedeni-yolu öğrenince babanın haklı olmadığı ortaya çıktı.

Ülkemizde bunun örneğini yaşamaktayız. “Barış istiyoruz, sen barış istemiyor musun, kavgadan yana mısın” deniyor. Peki barışa nasıl ulaşacağız? “Karşı tarafın” yani Terör Örgütü PKK’nın taleplerini kabul ederek..! PKK’nın taleplerini önceki pek çok makalemde madde madde yazdım, Türkiye’nin özellikle son 10 yılda bu talepleri bir bir kabul etmeye başladığını da. 

PKK’nın taleplerinin arkasında ve aslında bir örgüt olarak PKK’nın arkasında bugün kimler var? ABD, İngiltere, İsrail başta olmak üzere SİSTEM var. Yani ABD-İngiltere-İsrail’in mesajlarının sözcüsü ve silahlı vurucu gücü konumundaki PKK’nın taleplerini kabul et, ülkende şehir içlerinde patlattığı bombalarla sivilleri, dağlarda patlattığı mayınlarla askerleri öldüren (dinimiz İslam’a ve ayrıca benzer farklı bir tanımla da Türk hukukuna göre ŞEHİT eden) PKK’nın taleplerini kabul et deniyor.

Dinimizin adı İSLAM’dır. Sözcük S-L-M harflerinden oluşur, SeLaM sözcüğü eş anlamlıdır, BARIŞ demektir. Allah’ın dini İslam’ın en büyük ve son peygamberi Hz. Muhammed, düşmanlarına karşı “teslim” olmamış, savaşmış, Meşru Müdafaa hakkını kullanmış ve kendisini tehdit eden yıkıcı unsurları bertaraf ve imha etmiştir. Hz. Muhammed bir peygamber-resul ve aynı zamanda bir devlet başkanıdır. Toplumunu önce savaştırıp sonra da kendi askerlerini, sivillerini öldüren-onlara işkence yapanlarla masaya oturup da onların isteklerini bir bir KABUL ETMEMİŞTİR..!

Bugün Başbakan Erdoğan kendisini SULTAN SÜLEYMAN yada FATİH SULTAN MEHMET gibi görüp göstermeye çalışmaktadır ama onlar düşmana boyun eğmemiştir. Tayyip Erdoğan Vahdettin’dir, teslimiyetçidir. Bu toprakları Barışa kavuşturan ve bunu yapabilmek/Batı işgalini önlemek için “meşru müdafaa hakkıyla” düşmana karşı direniş gerçekleştiren Mustafa Kemal’dir. Tayyip Erdoğan ne din tarihindeki ne de Türk tarihindeki hiçbir “büyük” insan örneğine uymamakta, üstelik bunun tam tersi bir politika yürütmekte, tarihin karası bir politika izlemektedir.

Yurdun işgale-saldırıya uğruyorsa, ki bunu yapan taşeron örgüt PKK’dır, direneceksin. PKK, dinsiz ve Zerdüşt bir topluluktur. Bunu bugün yöneten ABD ve İngiltere Hıristiyan topluluklardır, ABD yönetimi Yahudi’dir. İsrail’dir, Yahudi’dir. Tayyip Erdoğan ve onun hükümeti, bunlarla pazarlık içindedir. (Yazdıklarım başka yere çekilmesin diye bu açıklamaya yapmak zorundayım. Burada saldırıdan değil meşru müdafaadan bahsediyorum, cihattan da bahsetmiyorum. Zaten cihat, din yaymak için başka toplumlara saldırıp kan dökmek demek değildir, böyle bir örnek yoktur peygamber döneminde. İslam da bunu söylemiyor. Cihat bilimle, sözle yapılır, din böyle yayılır, kanla değil. Cihat’ta tek savaş unsuru, Saldırıya uğradıysan bunu def etmek ve bu kapsamda tehdidi ortadan kaldırmak için vardır/savaşılır).

PKK ile barış yapılamaz. Bize saldıran bir şeye karşı bu Millet boyun eğmez. Hac Suresi 39. Ayet: “39. Kendilerine savaş açılanlara savaşma izni verilmiştir.” Allah’ın verdiği izni kimse bu Milletin elinden, hem de DİN MASKESİYLE, DİNİ KULLANARAK alamaz.

Biz de İSLAM’ın adındaki gibi barışı bu topraklarda istiyoruz, kan dökülmesin istiyoruz. Her şehit haberi aldığımızda artık ağlamak istemiyoruz. Ama bu şeytana teslim olarak değil ona karşı ZAFER ile sağlanmalıdır. Basın kandili, gebertin hepsini. Kapatın Barzani kontrolündeki Irak sınır kapılarını.

Hükümetin model aldığı ABD, El Kaide’ye teslim mi olmuştur, yoksa onu bahane ederek 2 devleti işgal mi etmiştir? Türkiye’de 2 hafta önce Usame Bin Ladin’in damadı Süleyman Ebu Geyt yakalandı. Ürdün Kralı ile birlikte Türkiye’ye, CIA’ya bağlı özel bir ekip geldi. Herkes Ürdün Kralına odaklanmışken, ekip damat Ladin’i Ürdün’e götürdü, oradan da ABD’ye götürdü. ABD “terörist” olarak nitelediği şey için kralları oynatıyor, ülkeler arası görüşme programlarını çiziyor, ey Milletim duyuyor musun? 

George Bush, dünyaya “Barış ve demokrasi” getirmek için ülkeleri işgal etmeye başlamıştı. 

Barak (Barack) Obama’ya Nobel Barış Ödülü verildi. Obama, Irak ve Afganistan’daki savaşına ve Kuzey Afrika ülkelerindeki vs. savaşlarına/işgallerine devam etmektedir ve BARIŞ ÖDÜLÜ almıştır. (eski İsrail Başbakanı’nın soyadına dikkat, Ehud BARAK).

İsrail’in her gün Filistin’de insanları öldürdüğünü, onlara zulüm uyguladığını ve her gün işgalci iskan politikasıyla Filistin topraklarını işgal ettiğini biliyoruz. Peki İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ne demişti: “Savaş değil Barış istiyoruz”. 

Tayyip Erdoğan: “Analar ağlamasın, barış için elimizi değil gövdemizi taşın altına koyduk, gerekirse baldıran zehrini içerim”.

Tayyip Erdoğan’ın, nazırlarının ve bürokratlarının muhatap adlığı Terör Örgütü PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan (İmralı diyorlar): “Barış sürecini bozan düşmanımdır”.

PKK’nın partisinin adı nedir, BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ (BDP). Barış, burada sonuçtur, Türkiye’yi ve bu topraklarda İslam’ı yıkma adına söylenen şifre sözcüktür. Hedef, İslam’dır, hedef Türk Milleti’dir, amaç bu toprakların işgalidir. Bu bir SİSTEM operasyonudur.

CHP ve MHP ama özellikle “dini hassasiyeti” olduğunu söyleyen AKP tabanına sesleniyorum. Ey AKP’liler! Tevfik BİR de bir aciz kuldur. Bırakalım kulun dediğini, Allah’ın kelamına bakalım, Allah ne demiş biz insanlara. Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi 11-12. Ayetler: 

<11. Onlara, “Yeryüzünde bozgun çıkarmayın!” dendiğinde, “Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz” demişlerdir. 
12. Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.> 

Firavun Tayyip Erdoğan, ABD üstünden Şeytan Abdullah Öcalan ile onun örgütü PKK ile barış yapmak istiyor ya, bakın bunu da Allah uyarmış. Bunlarla antlaşma-anlaşma yapılmaz diyor. Son bir ayetle bu bölümü de bitirelim. Sonraki bölümde BARZANİ-İsrail ilişkisinden (isim isim) bahsedeceğim.  

Enfal Suresi 55-59. Ayetler: 
<55. Allah katında canlıların en kötüsü, gerçeği örten nankörler/inkârcılardır. Bunlar iman etmezler. 
56. Bunlar, onların içinden antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmezler bunlar. 
57. Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler. 
58. Eğer bir topluluktan hıyanet kuşkusu duyarsan, antlaşmaya bağlı kalmayacağını aynı şekilde sen de onlara bildir! Allah, hainlik edenleri sevmez. 
59. Küfre sapanlar sakın öne geçtiklerini düşünmesinler. Onlar bizi aciz bırakamazlar.>



TEVFiK BiR / 16 Mart 2013
Kitap: www.uyaneyturkgidiyoruz.com  “Bu kitabı iyi ki okumuşum” diyeceksiniz.
www.idefix.com , D&R, kitapyurdu  gibi internet kitapevlerinden ve D&R mağazalarından temin edebilirsiniz.



27 Haziran 2010 Pazar

AKP ve İsrail'in Bağları




















AKP ve İsrail'in Bağları



Tarih: 01.Mart.2003

Vaka: ABD askerlerinin Irak işgal ve katliamlarını daha rahat ve ucuza yapmaları için TBMM'de görüşülüp oylanacak tezkere sürecinde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nden Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Mehmet Ali Şahin'in “evet” oyu kullanacağı işaretini vermesi ve AKP milletvekillerinin de “evet oyu” kullanması telkin ve baskılarına karşı, AKP içinden Abdüllatif Şener'in “hayır” oyu yönündeki muhalefetinin etkisi ve Meclis'te yer alan diğer CHP ve bir kısım bağımsız milletvekillerinin “hayır” oyu ile ABD askerlerinin Türkiye'ye konuşlanma ve Türkiye üzerinden Irak'a girip Müslümanlar'ı öldürme ve Türk askerinin bu kirli savaşa sokulma tezkeresi reddedildi.

Tepki: Müslümanlık'tan ve mağduriyet üzerinden politika yapan AKP yöneticileri ve Tayyip Erdoğan, Irak'ta ABD ve Küresel Siyonist Güç tarafından öldürülen 1,5 milyon Müslüman Irak'lıyı görmedi. Utanmadı! O gün o tezkereye “evet” oyu verilmesi yönündeki baskı ve kararından dolayı Irak'tan ve Türk halkından özür dilemedi. Hayır oyu kullanan AKP milletvekillerinin çoğu, 2007 seçimlerinde aday gösterilmedi, milletvekili yapılmadı!


Tarih: 04.Temmuz.2003

Vaka: Irak'ta Türk subayının ve askerinin başına ABD askerlerinin öncülüğünde çuval geçirildi.

Tepki: ABD'ye diplomatik nota verilemedi. Çünkü bu “müzik notası” değildi.


Tarih: 21.Ekim.2007

Vaka: Irak Cumhurbaşkanı Talabani “PKK'lı değil, Türkler'e bir kedi bile teslim etmeyiz” dedi.

Tepki: Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu olaydan sonra Talabani ile kırk yıllık dost gibi “sarmaş dolaş” pozlar verdi.


Tarih: 31.Mayıs.2010

Vaka: İsrail ordusu, uluslararası sularda Türk organizasyonu dahilinde sefere çıkarılmış, üstünde körün göreceği büyüklükte Türk bayrakları bulunan gemiye saldırdı ve el koydu. Türk sivilleri “ellerindeki listeler dahilinde” öldürdü (suikast).

Tepki: İsrail'e ültimatom verilemedi, ambargo konulamadı, askeri antlaşmalar iptal edilemedi. Tepki olarak “maç” iptal edildi! Türk hükümeti “de facto/fiili” tepki veremeyeceği için ABD Devlet Başkanı Obama'dan sorunu çözmesi için, “abilik” yapması için ricacı oldu.


TBMM'de yayınlanacak deklarasyona AK Parti meclis grubu, yani hükümet imza koymadı, Meclis'te kriz çıktı. Muhalefet partileri ortak basın açıklaması yaptıkları sırada, iç siyasette sorun yaşamamak için AKP grubu imzalamak zorunda kaldı.

Ancak İsrail'e ve Küresel Sistem'e mesaj verilmiş oldu: “AKP, İsrail'e karşı deklarasyonu imzalamak istemedi”.


Sonuç: Yahudi Cesaret Ödülü'nü alan tek Müslüman olan Başbakan Erdoğan'ın da bu ödülü aldığında övündüğü, şu süreçte de bu ödülünü iade etmediği hatırlandığında, İsrail ve ABD ile kol kola yürümüş bir hükümetin siz Müslümanları ve Türkleri sistematik bir biçimde öldüren İsrail'e yada ABD'ye tavır koyabileceğini ve somut yaptırımlarda bulunabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Lafla peynir gemisi yürümez. Devlet, hiç yönetilmez..!

TEVFiK BiR / 06.Haziran.2010



1 Kasım 2009 Pazar

Şerrinizden Allah'a Sığınırım


Şerrinizden Allah'a Sığınırım


Haberi biliyorsunuz...

Abdullah Gül’e her hafta sonu Sinagog’da dualar ediliyormuş!

Bunu Haham, Cumhurbaşkanına söylemiş!

Son hafta üç ayrı gün ayrı ayrı dua edilmiş!

Yok dualar usulden yani genel değil özel, Gül’ün ismi zikredilerek yapılıyormuş!

Haberin kaynağı Abdullah Gül!
Cumhurbaşkanı Habertürk Ankara Temsilcisi Ünsal Ünlü’ye olayı böbürlenerek anlattı!

Şimdi hadiseyi sorgulayalım:
Hayır bizim bazıları gibi bağnazlıklarımız yok ve hadiseye komplo teorileri yüklemeyeceğiz!

Ama gülmemek için de kendimi zor tutuyorum!

Yahu bu Abdullah Gül değil miydi, Türkiye’nin ilk Müslüman cumhurbaşkanı istismarları ve fısıltıları ile Çankaya’ya çıkarılan!

Bu Addullah Gül değil miydi ömrünün 6’da 5’ini Yahudilere ve İsrail’e hücumlar ederek buğuz ile geçiren!

Şimdi Sinegog’da kutsanmasını sevinçle karşılayıp bunu gazetecilere aktarıyorsa ne demek lazım acaba?

Hidayete mi erdi, yoksa başka bir şey mi?

Abdullah Bey’in son tutumu yaşadığı 50 yılın inkarı anlamına mı geliyor?
Kaynak: Sabahattin Onkibar www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=10675

"Kuranı Kerim" Maide Suresi 51. ayet der ki: "Ey inananlar! Yahudi ve Hiristiyanlari dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlaridirlar. Sizden kim onlari dost edinirse kuskusuz o da onlardandir."

Kendini Allah'in (c.c) ayetinden ustun gorerek emre karsi gelenlerden ve Allah'in sozunu kucumseyenlerden, bu ayeti onemsemeyenlerden, Yahudinin ve Hiristiyanin ve onlarin dostlarinin serrinden Allah'a siginirim.

Ben/biz Allah'a siginaduralim, kimileri de agizlarindan Allah (c.c) adini dusurmeyip "Bruksel'in sefaatine siginsinlar".


TEVFiK BiR / 01.Kasım.2009


Telif Bilgisi

© 2009-2017 tevfikbir.com , tevfikbir.blogspot.com. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.

" Tevfik BİR - www.tevfikbir.com " biçiminde kaynak gösterilerek makalelerden alıntı yapılabilir.