TSK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TSK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2015 Pazar

Mücadele Yok Müdahale Var

Mücadele Yok Müdahale Var



Küresel Çetenin (SİSTEM) büyük isimli enstitülerinden Vaşington Enstitüsü'de görev alan Türkiye ve Yakın Doğu uzmanı Soner Çağaptay'ın "Eğer çatışma sınırlı kalır ve kısa zamanda sonlanırsa hem Erdoğan hem de Öcalan güçlenebilir... Erdoğan, bu çatışmadan PKK'yı susturan adam olarak çıkabilir ve kasımda olası bir seçimde AKP kârlı çıkabilir" iddiası gerçekleşmezse, terör örgütü pkk'nın 3 aşamalı planının olduğunu görebiliyoruz.

1- Güvenlik güçlerine saldırı (polis, jandarma, asker, köy korucusu).
2- Kamu görevlilerine de saldırı (hakim, savcı, kaymakam, doktor, öğretmen...)
3- Kamusal alanlarda, kalabalık yerlerde cana ve mala karşı büyük nitelikli saldırılar.

Önceliği halkının canını, malını ve namusunu korumak olan yani kamu güvenliğini sağlamak olan devlet kurumları ve yetkililer bu tehdide karşı önlem alıyor mu, terör örgütü bunun hazırlığını yaparken kolluk güçleri önleyici harekette bulunuyor mu?

2010 yılında Oslo'da pkk'lılarla pazarlık yapan MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş'in pkk üst düzey yöneticisi Sabri Ok'a hitaben sarf ettiği sözlerini hatırlayalım, “Kentlere bomba depoladığınızı biliyoruz. O durumlarınızı bile tolere ediyoruz.”

Peki MGK'ya sunulan raporda nasıl bir bilgi var, gelin bir de ona bakalım, “PKK şehir savaşına hazırlık amacıyla kentlerdeki evlere 80 bin uzun namlulu silah depoladı”.

Yukarıdaki sorumun yanıtını MİT Müsteşar yardımcısından ve MGK'dan almış olduk.

Hükümetin, TSK'nın iç güvenlik illerinde ve dağlarda terör örgütüne karşı operasyon yapmaması için operasyona çıkma emrini/yetkisini askeri silsileden çıkarıp valilere vermesi ve valilerin tüm operasyonları durdurması, pkk'ya karşı operasyon isteyen askere izin verilmemesi aslında hükümetin terörle mücadele etmek istemediğini de kamuoyuna açıkça gösterdi. Terör örgütü güneydoğuda bu kadar güçlendi ise ve her gün buralardan şehit haberleri alıyor isek ilgili valiler, bu yasayı çıkaran AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan vebal sahibidir.

Terör örgütü silah, bomba ve mühimmat biriktirirken ses çıkarmayanlar, bugün yalnızca göz boyamak adına hareket ediyor.

Terör örgütünü bitirmeye yönelik somut adım atıldığını yada terörizme karşı bir proje geliştirilip uygulandığını bugün dahi, bunca şehidin her gün gelmesine karşın görmüyoruz.

Terörizme yada terör örgütüne karşı değil yalnızca vuku bulan terör hadiselerine yani terör olaylarına karşı müdahale ediliyor. Suç oluşmadan önleme değil, suçluyu yakalamaya yada cezalandırmaya yönelik hareket ediliyor.

Sınır dışında birkaç hava operasyonu yapıldığını gördük, orta ve uzun vadede etkili olmayacağı açık. Sınır içinde ise terörün finansmanına yönelik yada büyük kentlerdeki terör örgütü lehine illegal silahlanmaya karşı herhangi bir adım atılmıyor.

Terör örgütünün yurtiçinden ve sınır kapılarından elde ettiği geliri, bir yıl için milyarlarca lira olarak devletin arşivlerinde kayıtlı. Kim hangi yolla neyin kaçakçılığını yada yasadışı ticaretini yapıyor, hangi vergiyi kaçırıyor, kimler terör örgütü lehine para topluyor, ihale alıp yüzde veriyor hepsinin arşivi var ama mahkemelere intikal eden dosya yok.

Şehirlerde sivillerin evlerindeki uzun namlulu silahlara (elbette ki yasadışı) ve namlusunu Türke ve güvenlik güçlerine döndürmek üzere bekleyenlere karşı operasyon yok! Üniversite yapılanmalarına karşı bir müdahale yok! PKK'nın uyuşturucu ticaretine karşı, akaryakıt kaçakçılığına karşı, kadın-fuhuş ticaretine karşı cumhuriyet savclıklarının, KOM ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarının sonuç alıcı ve bitirici mücadelesinin olmadığı da çok açık biçimde görülüyor.

İktidara geldiği 2002 yılında terörü sıfıra yakın vaziyette alıp bugün bu konuma getiren, güneydoğuda adeta devletin hakimyetini kaybettiği izlenimini veren AKP iktidarının terör örgütü pkk'yı bitirme gibi bir niyetinin olmadığını tahmin etmek zaten mucize değil.

Bebek katili terörist başı Apo'yu İmralı adıyla muhatap alan, diğer muhatap olarak da yanına terörün partisi HDP'yi koyan, sıkıştıklarında Apo'yu yada Barzaniyi referans alan bir AKP'nin etkin yolla terörizmle mücadele etmeyeceği açık.

O zaman şu soru akıllara geliyor ve endişe veriyor, Türk Milletinin can ve mal güvenliğini, devlet egemenliğini, hükümet eliyle yine devlet sağlamıyorsa bunu kim sağlayacak?

Sorunun yanıtını bize gidişat ve zaman gösterecek.

TEVFiK BiR / 25 Ağustos 2015

Kitap: Uyan Ey Türk Gidiyoruz – Tevfik BİR (2. Baskı). “Bu kitabı iyi ki okumuşum” diyeceksiniz.
www.idefix.com , kitapyurdu gibi internet kitapevlerinde satışta.

18 Kasım 2007 Pazar

Derinlemesine Analiz 2



Derinlemesine Analiz – 2


Bu yazim, “Derinlemesine Analiz” yazimin bir devami niteliginde. Derinlemesine Analiz yazimda hatirlanacagi uzere ozetle: Turkiye-ABD stratejik ortakliginin, Berlin Duvari’nin yikilisi ve Sovyet tehdidinin ortadan kalkmasi ile bittiginden, ancak Turkiye’nin bunu onceden gorup, bagimsiz ve ulusal bir dis politika belirleyemediginden, simdilerde bunun genis kesimlerce fark edilmeye basladigindan, bunu ilk dillendirenin de gorevi geregi TSK oldugundan; ABD’nin yeni ulusal dis politikasinin bel kemigini GOP’un olusturdugundan ve bu amacla ABD’nin, Turkiye’nin ortakligini yerine Kurt stratejik ortakligini ikâme ettiginden bahsetmistim. Bu yazimda ise ABD’nin dis politikasindaki yeni amacini ve bu dogrultuda izleyecegi yolu, hedeflerini, stratejisini biraz daha acacagim.

Buyuk Ortadogu Projesi (BOP), 1997 yilinda Baskan Clinton doneminde hazirlanmistir. Proje, ayrintilari bile duzenleyen genis kapsamli bir plan biciminde hazirlanmistir. Metinde amaci, kapsami, suresi, hedefi vs. bilgiler yer almaktadir. BOP’un her sayfasi onemlidir ama yasadigimiz donem ve gectigimiz surec icinde bizim dikkatimizi cekmesi gereken bir kisim var, diyor ki “Iran, Irak ve Kurdistan gerektiginde askeri harekata muhatap kalabilir”. 

Bildiginiz gibi Guneydogu Anadolu ve Dogu Anadolu Bolgemiz, ABD’nin sozlugunde sozde “Kuzey Kurdistan” olarak gecmektedir. “Gerektiginde” ibaresi oraya bos yere konulmamistir. Tamamen muglak bir kavram. Her yone cekilebilecek, her turlu ici doldurulabilecek bir kavram. ABD cikarlari ve amaclari geregi istedigi zaman, “gerekiyor” dusuncesiyle turlu bahaneler uydurarak harekat yapabilir. Ki zaten Irak’in isgali oncesi bunu gorduk. Irak’ta kimyasal ve nukleer silah var dendi, bir tane bile cikmadi. Ama bu bahane askeri harekat icin yetti. Benim burada demek istedigim, “ABD Turkiye’ye saldiracak” demek degil. Bana kalirsa fiili bir saldirida da bulunmaz, bulunamaz. Pkk gibi taseron bir orgut varken de buna gerek duymaz. Ama cikarlari geregi Guneydogu ve Dogu bolgemizde “askeri olmayan” harekatlar yapabilir. Ic karisiklik cikartmak gibi, Turkiye geneli ekonomik harekatlar gibi. Bu konu uzerinde hicbir yorum yapilmasa bile, “Iran, Irak ve Kurdistan gerektiginde askeri harekata muhatap kalabilir” cumlesi, Turkiye-ABD stratejik ortakliginin bittiginin ve ABD’nin karanlik operasyonlar yuruten bir tehdit unsuru oldugunun kanitidir. Bu kapsamda BOP, sonrasinda Bush doneminde revize edilerek kapsami genisleyen GOP ve “Yeni bir yuzyil icin ulusal strateji belgesi” iyice analiz edilmeli ve Turkiye’nin savunma ve milli guvenlik politikalari bu belgeler dikkate alinarak yeniden olusturulmalidir.

Belgeler kadar soylemler de onemli. Eski ABD Baskanlari’ndan birinin soyledigi “Bir damla petrol bir damla kandan daha degerlidir” sozu ve bir baska Baskan’in “Petrol, yasamsal cikarimizdir” sozu iyi okunmalidir. Petrol, silah, enerji, ekonomi, finans piyasalarinin ve isgal politikalarinin neye gore belirlenecegini ifade eden sozlerdir. Bu kapsamda GOP dahilinde ilk hedef olarak Afganistan ve Irak isgal edilmistir. Suriye ve Iran acikca dusman ulke ilan edilerek, hedefte 12’ye yerlestirilmistir. Yazin Israil jetlerinin Suriye’deki bazi hedefleri vurdugu ve ABD’nin Iran’a karsi cesitli yaptirim kararlari aldigi hatirlanmalidir. ABD’nin bu ilk asama hedefinden Turkiye’yi soyutlamak buyuk yanlis olacaktir. ABD’nin su an ilk asamada yapmak istedigi Irak, Iran, Suriye ve Turkiye’nin (Irak artik bu kapsamdan cikti, sona geldi) uniter ve guclu merkeziyetci yapilarinin bozulmasi, bu dort ulkenin topraklarindan parcalar alinarak Kurdistan’in kurulmasidir. Cunku Kurdistan’in varligi ve Kurtler’in stratejik ortakligi, muttefikligi (piyonlugu) GOP’un gerceklesmesi icin temel onem tasir. Insaatin temeli saglam yapilmalidir ki, insaatin yukari katlarinda sorun cikmasin.

ABD acisindan dunyanin kontrol edilebilirligi (ekonomik, askeri, enerjisel vb.): ulkelerin “demokrasi ve insan haklari” temelinde yonetilmesine; ekonomik modellerinin “market state” denilen piyasa devletlerine donusturulmesine; toplumlarin tuketim toplumlarina donusmesine; ve devlet yapilarinin uniterlikten cikip, kucuk kucuk eyaletlerin (tasada kivancta, tarihte kulturde, dilde vs.de birlikten cikilip, basit cikar birligine donusen yapi) olusturdugu federasyon devlet tipine donusmesine gerek duyar.

Turkiye’de, bu saydigim unsurlarin pek cogu gerceklestirmistir. DSP-MHP-ANAP’in olusturdugu 57. hukumet doneminde Kemal Dervis’in ABD’den getirtilerek Ekonomi Bakani yapilmistir. Kemal Dervis, ulkenin ekonomik modelini kokten degistirmistir. Ulkede, ekonomi yerine finansa onem verilen bir yapi yerlestirilmeye baslanmistir. AKP kurdugu 58, 59 ve 60. hukumetlerde de, Ali Babacan, Mehmet Simsek ve tabiki Kemal Unakitan yonetimlerinde bu yapi iyice sistemin bel kemigi haline sokulmustur.

Nasil mi? Issizlik, yoksulluk, yoksunluk, kayit disilik ve yolsuzluk, sosyal esitsizlik gibi kriterler yani “ekonomi” devre disi birakilmis; yerine doviz, faiz, borsa, sicak para kriterleri cemberinde kurulmus finans (maliye) ikame edilmistir.

TEVFiK BiR / 18.Kasım.2007


16 Ekim 2007 Salı

Derinlemesine Analiz



Derinlemesine Analiz




Org. Yasar Buyukanit donemiyle birlikte, TSK’nin ABD karsiti soylemleri, ABD’yi stratejik ortak gormeyen bir politika icerisinde bulunusu pek cok kisiyi sasirtmistir. Cunku kimse buna alisik degildi. 1950’li yillardan beri, Sovyet komunist tehdidinin varligi ve Turkiye’nin buna karsi NATO araciligiyla ABD ile stratejik muttefik olusu, “stratejik ortak/muttefik ABD” kavramini yaratmistir. Ama anlasilamayan, kabul edilemeyen bir sey var. Berlin Duvari’nin yikilisi, komunist tehdidin ortadan kalkmasina ve ulkelerin yeni dunya stratejileri gelistirilmelerine neden olmustur.

Berlin Duvari’nin yikilisi pek cok ulkede oldugu gibi ABD’de de yeni stratejiler ve projeler gelistirilmesine neden olmustur. Amaclar ve hedefler degismistir. Bu yeni askeri ve politik yapilanma kapsaminda Turkiye, ABD gozunde “stratejik” onemini yitirmistir. ABD’nin yeni amaci Buyuk Ortadogu Projesidir (BOP). BOP ilk olarak, Demokrat Parti iktidarinda Bill Clinton Baskanliginda hazirlanmis ve kabul edilmistir. Clinton sonrasi George Bush doneminde ise BOP, Genisletilmis Ortadogu Projesi (GOP) olarak revize edilmistir. Artik Pentegon’un hedefinde anti-komunizm degil BOP vardir. BOP’u Demokrat Parti’nin (DP), GOP’u ise Cumhuriyetci Parti’nin (CP) hazirladigi dusunulurse, cokca iddia edildigi gibi Bush sonrasi olasi Demokrat Parti doneminde baris ve ekonomik kalkinma yasanacagi tezi, hayalden baska bir sey olamaz.

Yaptigim degerlendirmeler cercevesinde, DP ile CP iktidarlari arasinda bazi farkliliklar yasanacagini dusunuyorum. CP ve Baskan Bush onderligindeki Sahinlerin (Pentagon ve CIA yoneticileri) hedefinde Afganistan ve Irak olmustur. Vakit kalsa sirada da Suriye olacaktir. Suriye olacaktir, cunku: 1-) Suriye’nin bagimsizliginin dusmesi, Israil ile savasan Filistin’in etrafinin cevrilmesi, Filistin’e yapilan yardimlarin bitmesi ve Filistin’in dusmesi, Israil’in kendi acisindan huzura kavusmasidir. 2-) Israil, Irak, Suriye siniri birlesecektir (buna Buyuk Israil icin bir adimda denilebilir). 3-) Suriye’deki petrol yataklari rezervleri cok buyuk miktardadir. Kisacasi CP doneminde Ortadogu’da yani komsularda bu nedenle de Turkiye’de huzur olmamistir, olmayacaktir.

Dunya her ne kadar “sirada Iran var” diye bagirsa da, bunun bu kadar erken ve hemen yapilma olasiligi yok. Bu ve saydigim nedenlerledir ki sirada, CP acisindan, sirada Suriye vardir. DP doneminde ise sahinlerin hedefi Suriye’den Iran’a kayabilir. Bilhassa DP 5+5 sene iktidar olursa bu 10 yillik sure, Iran’a karsi yapilacak turlu operasyonlarin (ekonomik, politik, askeri vs.) hazirliklari icin de yeterlidir. Bunun disinda DP’nin hedefindeki bir diger degisiklik, Hazar Denizi cevresi ulkelerde renkli devrimler yaptirmak olacaktir. Bilindigi gibi ABD, Gurcistan ve Ukrayna’yi devirmis, Kazakistan’da da bunun denemelerini yapmisti. Iktidar partisi degisikligi hedef degisikligini, bu da renkli devrim yapilacak ulkelerin degisikligini getirecektir. Hazar cevresi ulkelerin cografi yapisinin rahatligi, kulturel yapisinin uygunlugu, girilecek operasyonlarin daha az maliyetli olacagi tahmini, bolgenin Cin’e gorece daha yakin olmasi, Iran’in cevresinde olmasi, eski SSCB kalintilarinin ve nufuzunun kazinabilecek olmasi ve baskaca sayilabilecek nedenler dolayisiyle bu degisiklige gidecektir DP. Yani ABD’deki iktidar partisinin degisikligi hedeflerde bir degisiklige yol acabilir ama bu Amerikan’in cikarlari ve projeleri dogrultusundaki amacinin (GOP) degisecegi anlamina gelmez. Kisacasi bu konuda, yarin bugunden daha iyi olmayacaktir.

Iktidarin CP’den DP’ye gecisi, bazi hedef degisikliklerine yol acacak demistim. Ama her konuda degil. Bizi ilgilendiren en onemli husus isgal edilmis bir Irak, ve 3’e bolunmek uzere olan bir Irak. 3’e bolmek hem “bol, parcala, yonet” soyleminin hatta neredeyse “politik kanununun” sonucu hem de Irak’ta bir Kurdistan eyaleti (belki sonra bagimsiz devleti) vasitasiyla yeni bir stratejik ortak yaratma isteginin sonucudur. ABD acisindan ortak cikar paydasinda birlesilemeyen Turkiye dislanmistir, daha da dislanacaktir; ve yerine Kurtler ikame edilmistir.

Iste yazimin basinda bahsettigim Turkiye ile ABD’nin stratejik ortakliginin, muttefikligin bittigi meselesi bu konuya baglanmaktadir. 2006 yilinda Basbakan Erdogan, ABD’de Baskan Bush’u ziyaretinde “Turkiye ile ABD stratejik ortaktir” ifadesini kullanmistir. Baskan Bush ise; hayir, ABD ile Turkiye stratejik ortak degildir soylemini desteklercesine “Dost iki ulkedir” demistir. Bildiginiz gibi diplomaside dost kavrami, genellikle karsi tarafi yumusatmak ya da sadece gorunurde kibarlik yapmak icin kullanilan ici bos bir sozcuktur.

ABD’nin GOP (revize BOP) projesi ve bu cercevede olusan dis politikasi ile Turkiye arasinda hicbir muttefiklik ya da stratejik ortaklik olamaz. ABD’de zaten bu konuda Turkiye’yi stratejik ortak kabul etmiyor, etmez, yalnizca “BOP’un sen esbaskanisin” sozleriyle kandirarak “kullanmak” ister. ABD kendi icinde haklidir. Diplomasi, cikarlar savasidir. ABD, Turkiye’yi kullanmak ister, Turkiye ise kendini piyon yapmamalidir.

ABD Turkiye’yi fiilen isgal edemez, boyle bir seye de kalkismaz. Ama cikarlarina ters dustugu anda ya da ters dusecegi anda, bunu hissettigi anda gucunu kullanarak Turkiye’yi sarsmak ya da kendi isteyecegi gibi bicimlendirmek ister. Mesela ABD’nin bir devlet olarak dunya gorusunun temelini “-demokratik devlet yonetimi -insan haklarinin anayasal varligi ve uygulanisi -uniter devlet yapisinin demode oldugu ve federal/parcacikli yapinin kuresellesme ve piyasa icin daha uygun oldugu…”gorusleri olusturur. Demokrasi ve insan haklari her yone cekilebilen kavramlar. Dusunursek, demokrasi ve insan haklari kavramlarini teror orgutu pkk ve onun uzantisi DTP’de soylemlerinde kullaniyor, bunun tam ziddi olan Turkiye’nin milli guvenligini korumakla yukumlu olan TSK’da kullaniyor. Ancak federal devlet yapisi deyince kafalarda tek bir goruntu sekillenir. Fukuyama’nin onceleri cokca savundugu ama daha sonra “tehlikenin farkinda” olup bunun dunyanin sonu olabilecegi ve yaygin ic ve dis savaslara yol acabilecegi gorusunu savundugu “federal devlet yapisi”, bugun dunyada en cok ABD tarafindan onerilmekte. Turkiye ise uniter devlet modeline siki sikiya bagli bir ulke. Bakin bu noktada da Turkiye ile ABD’nin algilamalari farklidir.

ABD-Turkiye muttefikliginin bittiginin ilk somut orneklerini (Cekic Guc kapsaminda bolgede Amerikan askeri guclerinin cesitli sekilerde Turkiye aleyhine faaliyet gosteren unsurlarla iliski kurmasi ve pkk’ya lojistik destek vermesi) 1990’li yillarda merhum Org. Esref Bitlis sayesinde gorduk.

Bu verdigim orneklere pek cok yenisi eklenebilir. Neticeden sunu cikarmak gerekir. Berlin Duvari’nin yikilisi yalnizca yeni devletlerin dunya sahnesine cikmasindan ibaret degildir. Her ulkenin yeni diplomatik anlayis kazanmasina, yeni algilamalarda bulunmasina ve stratejiler gelistirmesine de sebeptir. Bu nedenledir ki, ’90 sonrasinda Turkiye-ABD muttefikligini gerektirecek “cikar ortakligi” kalmamistir. Bunu gorevleri geregi ilk olarak askerler tespit etmistir. Ve artik cok daha onceki yillarda soylenmesi gereken gercekler bu askeri yonetim (Genelkurmay Baskani Org. Yasar Buyukanit ve komutanlar) zamaninda dile getirilmistir. Asker, gorevi geregi Turkiye’nin milli guvenligini korumak ve kollamakla, buna karsi gerceklestirilen faaliyetleri engellemekle yukumludur. Bu nedenle de her seyi (askeri, diplomatik, stratejik, jeo-stratejik, guvenlik…) daha iyi ve ongorulu gozlemleyen, tum istihbari bilgiye derinlemesine ulasabilen bir kurumun da bunu ilk dillendiren olmasindan daha dogal bir sey yoktur.

Kuzey Irak’ta bir Kurdistan Devleti olusumu, pkk’ya cesitli yollardan silah saglanmasi, pkk’lilara teknik, istihbari ve lojistik destek verilmesi, ABD parlamentosunda Irak’in 3’e bolunmesi gerektigi ile ilgili alinan karar, sozde Ermeni Soykirimi tasarilarinin bir kademe dahilinde Turkiye’ye karsi kabulu ve bunun dunyaya onculuk yapacak olmasi, GOP cercevesinde Turkiye cevresi ulkelerin isgali ve bunun Turkiye’yi ekonomik acidan, enerji acisindan, Turkiye’nin guvenligi acisindan, askeri acidan, insani acidan olumsuz yonde etkilemesi hatta zararlar vermesi hep ABD-Turkiye muttefikliginin “coktan” bittiginin isaretidir. Turkiye bunu anlamamistir, anlamak istememistir.

Simdi yeni yeni anliyor goruluyor. Gec, cok gec. ABD’ye karsi durarak bir Kuzey Irak operasyonu yapilsa da, orada bir guvenlik hatti olusturulsa da, Incirlik Askeri Ussu Amerika’ya kapatilsa da, ABD ile iliksiler en aza indirilse de, bunlar gec kalinmis hareketlerdir, tepkilerdir ve mutlaka Turkiye’ye zarari dokunacaktir. Eger ki bu sert tepkileri vermek ve sert onlemler almak yerine daha once, ta Berlin duvarinin yikilip yeni dunya duzeninin kuruldugu gunlerde, Turkiye ve bizi yonetenler Turk-ABD stratejik ortakliginin/muttefikligin ozde bittigini anlayip, bagimsiz ve ulusal yeni bir dis politika tarzi gelistirselerdi, buna uygun politikalar cizselerdi; biz bugun ne bu kadar ABD destekli pkk ile ciddi bir mucadele veriyor olurduk, ne bu kadar sehit verirdik, ne cuvali kafamizda gorurduk, ne Ermeni destekli faaliyetlere karsi boyle son dakika ataklari yapiyor olurduk, ne de once icimizdeki ABD’cilerin neo-liberalizasyon faaliyetlerine “normalmis” gibi bakip sonra “ulkeyi sattilar” diye bagirir olurduk. Yine bastan onlem almadik, yine bazi seyleri sonradan yapmaya, tedavi etmeye calisiyoruz. Tabi bu da ilkine gore fazladan ugras ve guc gerektirir. Bu bizim kronik eksikligimiz. “Gec olsun, guc olmasin” atasozu sanirim bunu cok iyi anlatmakta. Ama sen isini yarina birakip, bazi seyleri gormezlikten gelip gecikirsen, guc olmasin diye ugrasirsin da sonuc alir misin, zor.

Yine de Turkiye’nin gercekleri gorup harekete geciyor olmasi umut verici. Yazimi, yabanci diplomatlarin Turkiye ve Turkler hakkinda sikca kullandigi bir deyisle bitirmek istiyorum “Turklerin ne zaman ne yapacagi belli olmaz”.


TEVFiK BiR / 16.Ekim.2007


21 Kasım 2005 Pazartesi

Terörizmi Bitirmenin Reçetesi



Terörizmi Bitirmenin Reçetesi,
Gerçekçi Bir Proje



1. ve 2. dalgadan sonra 3. dalganın hazırlıklarını yapan, Kuzey Irak’ta kurulacak oluşumu Türkiye’ye transfer etmek isteyecek olan grupların “bölücü isyanın provaları” niteliğindeki illegal gösterilerinin bitirilmesi ile ilgili özet tavsiye planı aşağıdadır.

Şu an yapılması gereken hem terörizm ile hem de teröristler ile sıkı bir mücadele içine girmektir. Bu yalnızca bir kurumun ya da bir bakanlığın sorumluluğuna bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir. Bunun için, bir çok kurum ve bakanlığın aynı kararlılıkla ve aynı ciddiyetle eşgüdüm içinde hareket etmesi gerekmektedir.


Yapılması gerekenler;
TBMM : En kısa sürede TBMM, yeni Terörle Mücadele Kanunu çıkarmalıdır. Bu kanun hem teröristlere hem de terörizme açık ya da örtülü bir biçimde yardım ve yataklık edenlere, destekte bulunanlara, halk nezdinde meşruiyet yaratmaya çalışanlara… sert güvenlik tedbirlerini veya ağır hürriyeti bağlayıcı cezaları öngörmelidir. 6 ayı geçkin bir süreden beri çıkarılamayan yasaya, referans olarak İngiltere Terörle Mücadele Kanunu’nun kısım: 8/1, 9, 10, 11, 18 u alınabilir. Terörizme ve teröristlere ve onların destekçilerine müsamaha göstermeyen ve sert tedbirler öngören yeni TMK’nın çıkarılması ilk başta yapılması gereken ve hayati husustur.

Adalet Bakanlığı : Kapasitesini misli misli aşmış olan ceza ve tutuk evlerinin ıslah edici hiçbir rolü bulunmamaktadır. Cezaevine giren örgüt üyesi “örgütten” kopmamakta hatta teorik bazda yetiştirilmekte, mücadelesinin sözde haklılığına daha çok inanmakta, çıkacağı günü sabırsızlıkla beklemeye başlamaktadır. Dışarıdan koğuşlara, örgütle ilgili ve çoğu da uydurmaca olan psikolojik anlamda beyin yıkayıcı bilgiler/haberler gelmekte; hükümlü örgüt üyeleri ıslah edilmekten çok psikolojik ve teorik alanda yetiştirmektedir. Hem de TC’nin resmi binasında, devletin verdiği aşı yiyerek, devletin verdiği olanaklardan yararlanarak. Yapılması gereken ise; Adalet Bakanlığı kesinlikle mali ve ekonomik tedbirler sıkıntısına düşmeden en az 5 tane “F Tipi” cezaevleri inşa ettirmelidir. Eski hapishanelerden bir kısım hükümlü buraya nakledilerek, eski hapishanenin yoğunluğu azaltılmış olur. Çağdaş F tipi sistem içerisinde kalacak hükümlü hem sosyal yaşantısını sürdürürken, hem de diğer örgüt üyeleriyle birlikte kalmayacağı için yaptıklarını sorgulama ve yaşamı en baştan düşünme imkânına kavuşur. Psikolojik bazda beyni yıkanmayacağı ve sürekli bir baskı altında kalmayacağı içinde, hükümlülerin topluma kazandırılması ve örgütten koparılması çalışmaları başarıya ulaşır.

TSK : Polisin görev alanı dışındaki tüm yerlerde güveliği ve asayişi sağlamakla sorumlu jandarmaya ve diğer yetkili silahlı kuvvetler birimlerine casus uçaklar ve diğer teknoloji yoğun teçhizatlar “bütçe” sınırlamasına takılmadan derhal alınmalıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerin plan ve projelerine, siyasi makamlar (yetkili ve sorumlu) minimum düzeyde müdahale etmelidir; teknik bilgi gerektiren askeri konulara karışmamak, askeri daha etkin kılmak anlamına gelir ki, bu da terörle mücadelenin en başarılı bir biçimde yürütülmesine vesile olur. Ayrıca Askerin, çıkarılması gereken yeni terörle mücadele kanunu ile ilgili ve istihbari konular ile ilgili görüşleri göz ardı edilmemelidir.

İçişleri Bakanlığı, EGM : Polis, toplumsal olaylarda ve illegal gösteri ve yürüyüşlerde, kontrolün kaybedilmeye başlanacağı sıralarda ya da kontrolün tam kaybedildiği anda daha önceki yazımda belirttiğim üzere, plastik mermi kullanmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 27/07/1998 “Güler Türkiye’ye karşı davası”nın nihai kararında da belirttiği üzere “madde 2 uyarınca bu tür şiddet gösterilerine karşı devletin güç kullanma yetkisi vardır”, (plastik mermi kullanılmadığı kastedilerek) “…güvenlik güçlerinde böyle bir malzeme olmaması kabul edilebilir bir şey değil” diyor. Uluslarüstü kuruluş AİHM dahi bu uygulamaya cevaz vermiştir. ABD, İsrail, Fransa, Almanya, İngiltere… ve bir çok güvenlik modernizasyonu bakımından ileri birçok ülke plastik mermi kullanmaktadır. Plastik mermi öldürücü değildir. Ancak plastik mermi isabetinde şahsı yaraladığı için, kişi tarafından korkuyla karşılanmaktadır. Anons ile uyarı, Panzer, copla müdahale, CS gazı kullanma (biber gazı) havaya ateş açma, gibi uygulamaların etkisiz kaldığı durumlarda, plastik mermi kullanımı hem ölçülülük ilkesine uygun düşmektedir, hem uluslararası ve uluslarüstü kuruluşlar bu tedbiri uygun görmektedir hem de uygulama etkin sonuç vermektedir. İkinci bir husus, olayların cereyan ettiği bölgelere personel takviyesi yapılalı; bu hassas bölgelerde çalışan personelin taşıdığı teçhizatlar daha kullanışlı düzeye getirilmelidir (Kırıkkale tabanca yerine daha sağlam ve daha etkili yeni bir tabanca markası verilmelidir bölgede çalışan polise). Aksi takdirde kendi can güvenliğini sağlayamayan bir polisin, bölgenin can ve kamu güvenliğini sağlayabilmesi düşünülemez.

İçişleri Bakanlığı : Bir süredir tansiyonun yüksek tutulmaya çalışıldığı bölgelerimizde, bölgelerdeki belediye başkanlarının bu hizmete nasıl destek verdiği herkesin bildiği bir durum. Terörizme ve teröriste siyasi destek veren; ölü teröristler üstünden siyaset (buna “terörizm destekçiliği” dersem daha yerinde olur) yapan Belediye Başkanları’na kanunun öngördüğü bütün yaptırımlar uygulanmalıdır. Daha somut bir ifadeyle, aşağıda yalnızca birkaç temel madde ile örneklendirdiğim (daha başka bir çok kanunda bu ihlaller ile ilgili hükümler var) hukuki mevzuat uygulanarak bu Belediye Başkanları’nın, Başkanlık görevlerine İçişleri Bakanlığı’nca son verilmeli, aynı zamanda da tüm kovuşturma, soruşturma ve yargılamalara başlanmalıdır.

·         TC Anayasası m14/1 “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz”.
·         Türk Ceza Kanunu (TCK) m.215 “İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.
·         TCK m.220/8 “Örgütün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”


Maliye Bakanlığı ve EGM : Emniyet Genel Müdürlüğü ve Maliye Bakanlığı-MASAK yeni bir ortak birim kurarak, terörün iç ve dış finansmanını ve para kaynaklarını kurutmak için, çok yoğun bir çalışma başlatmalı; şüphelendiği tüm hesapları dondurma, terörle doğrudan yada dolaylı olarak ilişkilendiği tüm finans kaynaklarına el koyma hakkını kullanmalıdır.

Sonuç Olarak: Yurt dışından girişi TSK’ nın yeni teçhizat ve uygulamalarıyla engellenen bölücü örgüt, eleman bakımından yurt içinde sıkışacaktır. Yurt içinden eleman arayışına giden örgüt, yeni mevzuatla, getirilen ağır hapis cezaları neticesinde istediği desteği bulamayacaktır. Belediye Başkanları ile güç gösterisi yapmaya ve kendine halk nezdinde meşruiyet yaratmaya çalışan örgüt, terör destekçisi Belediye Başkanları’nın görevlerinden alınmaları ve tutuklu yargılanmaları neticesinde psikolojik savaşında büyük bir darbe alacaktır. İsyan benzeri sokak gösterilerinde ise, polisin yeni teçhizatlarla müdahale etmesi, sokak gösterilerine katılımı hissedilir oranda düşürecektir. Artık cenaze törenlerinde getirilen ağır cezalar yada güvenlik tedbirleri neticesinde yasadışı bayrak ve poster açamayacak terör destekçileri, psikolojik savaşta yenildiklerini anlamaya başlayacaktır. Terörizmle ilgili ilişkisinden dolayı ağır cezalar yiyerek Cezaevine girecek olan hükümlü, burada vicdanını ve yaptıklarını değerlendirecek ve büyük ihtimalle örgütten kopacaktır. Örgütün neredeyse tüm para kaynaklarının kurutulması, örgütün kazanılacak yeni elemanlara para vaadinde bulunmasının önüne mecburi bir engel gibi dikilecektir. Maddi açıdan kurutulmuş ve bu yukarıda belirttiğim önlemlere maruz kalmış bir terörizm hareketi son çırpınışlarını etkisizce gösterecek ve Terörizmin başı ezilecek, Terör bitecektir.

İstikrara kavuşmuş bir Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerimize, yerli ve yabancı girişimcilerin yapacakları özel yatırımlarla (bu bölgeye kurulacak fabrikalardan, Arap Dünyasına ve Orta Asya Türk Dünyası’na ve Slav Bölgesine ihracat yapılabilir) ve gerekse de devletimizin uygulayacağı sosyal ve ekonomik önlem ve yatırımlarla bölge halkı her açıdan kalkınacak, uzun vadede de terörizme ve teröre itibar etmeyen, ekonomik açıdan özgür, devleti ve milletiyle barışık, Türkiye’ye her açıdan entegre olmuş bir müreffeh bölge oluşacaktır.


TEVFiK BiR / 21.Kasım.2005


Telif Bilgisi

© 2009-2017 tevfikbir.com , tevfikbir.blogspot.com. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.

" Tevfik BİR - www.tevfikbir.com " biçiminde kaynak gösterilerek makalelerden alıntı yapılabilir.